Geçen haftaki yazımda Bodrumlu kraliçe ve ilk amiral l. Artemisia’dan söz etmiştim. Bu yazımda ikinci bir kadın amiralden söz edeceğim ki o da ilki gibi bu topraklarda yetişmiş ünlü bir Anadolu kadınıdır. Kraliçe 2. Artemisia (yaklaşık MÖ 395-351), Güneybatı Anadolu’da Karya bölgesinde kral olan ve MÖ 377-353 yılları arasında hüküm süren Mausolus’un eşidir. Artemisia, eşinin ölümünden sonra iki yıl boyunca tek başına krallığı yönetmiştir.
Artemisia’nın baba adının Hekatomnos olduğu bilinmekle birlikte, annesinin kimliği hakkında kesin bir bilgi yoktur. Artemisia kraliçe olması yanında aynı zamanda bir botanikçi ve tıp araştırmacısı olarak tanınır. Artemisia bitki cinsi adını ondan almıştır. Bu nedenle, Artemisia Annua bitki türünden elde edilen sıtma ilacı “Artemisinin” adı dolaylı olarak 2. Artemisia’nın adından türetilmiştir.
Halikarnassos Kralı Mausolos MÖ 353 yılında ölünce yerine eşi olan 2. Artemisia geçti. Yalnızca iki yıl tahtta kalan aynı zamanda ikinci kadın amiral olan bu kraliçe iki olayla ünlendi. Birisi çok sevdiği kocası için yaklaşık 50 m yüksekliğinde ve çok ünlü yontu ustalarının çalıştığı anıt mezarı yaptırmasıdır ki bu anıt mezar dünyanın Yedi Harikası’ndan biri sayılır. İkinci olay kurnazca Rodos Adası’nı ele geçirmesidir.

2. Artemisia ve eşi Mausolos, MÖ 3. yüzyıla ait bu heykeller Bodrum’dan İngiltere’ye kaçırılmıştır.
Antik Karya Bölgesi’nin başkenti Halikarnassos kraliyet tahtında bir kadın bir hükümdarın olması adalar ve kimi kıyı kentlerinde ayaklanmaya yol açtı. Çünkü o devirde Anadolu dışındaki çoğu yerde kadınlar ikinci sınıf vatandaş sayılıyorlardı. Özellikle Rodoslular Kral Mausolos’dan sonra Karya’yı bir kadının yönetmesini aşağılayıcı bir durum olarak kabul ediyorlar ve bunu savaş için geçerli bir neden sayıyorlardı.
Bir gün tüm hazırlıklarını tamamlayıp Karya topraklarını ele geçirmek için kuvvetli bir donanma ile başkent Halikarnassos’a doğru yöneldiler. Onların geldiğini haber alan Artemisia donanmasının tüm gemilerini bir kanal ile ana limana bağlı olan bir sığınağa çektirip askerlere saklanmaları buyruğunu verdi. Halka da gelenlere sevgi gösterilerinde bulunmalarını ve kenti teslim etme sözünü vermelerini söyledi. Halikarnasos limanına gelen Rodoslular ortalıkta gemi ve asker görmeyince hemen karaya çıktılar. Halk hiç karşı koymadıkları gibi üstelik onları alkışlıyorlardı. Askerler kendilerinden geçmiş bir biçimde aç gözlülükle kenti yağmalamaya giriştiler. Artemisia, önce gemilerini sığınaktan çıkartıp Rodos gemilerinin hepsini limandan açığa çektirdi. Sonra kentteki düşman askerlerinin tamamını bir teki kalmamacasına temizletti. Ardından kendi askerlerini düşman gemilerine doldurup Rodos Adası’na yöneldi.
Donanmayı uzaktan gören Rodoslular sevinç çığlıkları atarak limanı açtılar ve şenlik hazırlıklarına başladılar. Öyle ya karşı kıyılara sefere giden gemileri eksiksiz ve artlarındaki Halikarnassos donanmasını çekerek utku kazanmış olarak geri dönüyorlardı. Herkes limana toplanmıştı. Genç kızlar ve kadınlar ellerinde çiçeklerle yiğit erkeklerinin boyunlarına atılmak için sabırsızlanıyorlardı. Defne çelenkleriyle süslü gemiler limana iyice yanaştıklarında sevinç dalgası gittikçe büyüdü çığlıklar yeri göğü inletti. Ne zaman ki gemiler limana demirleyip içindekiler inince adalıların erken başlayan sevinçleri yarıda kaldı ve yerini derin bir üzüntü aldı. Çünkü gelenler Artemisia ve askerleri yani onların düşmanları idi. Gelenler kolayca Rodos’u ele geçirip ileri gelenleri ve kışkırtıcıları öldürdüler.
Artemisia bu utkunun anısına bir anıt diktirdi. Bu tür anıtlarının yıkılması Antik Çağ geleneklerine uygun olmadığı için anıtı ortadan kaldıramayan Rodoslular bu yüz kızartıcı durumdan kurtulmak için anıtın çevresini binalarla kapatıp orayı yasak bölge ilan ettiler. Beğenmedikleri bir kadına yenilmenin verdiği utançla yaşadılar ve bu utancı uzun süre üzerlerinden atamadılar.
































YORUMLAR