Hani bir şarkı var ya onu duydukça bizde istemeden mırıldanmaya başlarız Alpay’ın destansı bir şarkısı ‘Eylül de gel’ şarkısını…
İşte öyle bir gündü MDM Afyon Kültür Sanat Galerisi önünde bulunan 150 yıllık dev bir ağacın altında kitabımı okurken az da olsa yoldan geçenlerin ayak seslerini duyuyordum.
Sıkıcı bir gündü benim açımdan, kimileri üzgün kimileri neşe içerisinde. Tam tersine bugün bende de bir karamsarlık vardı. Belki okuduğum kitaptan kaynaklanan durum olabilirdi.
Oysa hayat durmadan devam ediyor, belki saatler sonra sizleri ya da beni yaşam, yeni çizgilere doğru götürecek. Bunu yüce rabbimden başkasının bileceğini düşünmüyorum.
Hayırlısı diyerek okuduğum kitaba geri döndüm. Ama bu kez içimdeki karamsarlığı bir kenara bıraktım Allah’ın izni ile güzel şeyler düşündüm içimden. Bir ferahlık ve heyecan hissettim.
Çiçeklerle süslediğim sanat galerimin önünde bıraktığım masalar üzerine de beyaz örtüleri serdim üzerlerine farklı yapay çiçekler bıraktım. Gelen geçen insanların dikkatini çekiyordu ve ayrıca farklı güzel bir görüntü veriyordu sanat galerimin girişine.
Kitaptan başımı kaldırdığımda bir anda bir hanımefendi dikkatini çekti, önce geriden inceledi sonra yanıma yaklaştı yanında ki kişilerle konuştu. İki üç adım atıp tekrar geri döndü bu kez diğer masaya doğru ilerledi. Geriden izlediğim kadarı ile yüzünde mutlu bir gülümseme vardı.
Oturduğum yerden kalkarak yanına yaklaştım buyurun hoş geldiniz, size nasıl yardımcı olabilirim diyerek seslendim.
Çok hoş bir görüntü var masalar üzerinde ve özellikle bu çiçekler canlı mı diyerek yaklaştım. Cansız çiçekler olmasına rağmen çok beğendim. Harika bir görünümü var evimin masasında hayal ettim. Nereden aldınız bende almak isterim diye gülümsedi.
Aslında bende birkaç kez bu çiçeklerden yeniden almaya gittim. Farklı renkte olsun diyerek ama bulamamıştım. Hanımefendiye onu anlattım maalesef bende bulamadım dedim.
Buyurun sanat galerimizi gezebilirsiniz diye seslendim teşekkür ederiz zamanımız yok diyerek inşallah başka bir gün yine Afyon’a geldiğimiz de gezmek isteriz teşekkür ederiz diyerek diğer arkadaşlarının yanına doğru yürümeye başladı. Fakat aklı ve gönlünün bu çiçeklerde kaldığını hissettim çünkü kısa mesafeler içerisinde geri dönüp bakıyordu.
Hanımefendiye seslendim biraz bekler misiniz diyerek ve sanat galerimin içine girerek aynı çiçekten merdivenlerin arasında yer alan çiçeği alarak kabul ederseniz size armağan etmek istiyorum dedim ve kendisine uzattım.
Hiç böyle bir şey beklemiyordu şaşırdı ve yüzündeki gülümseme ve mutluluk bir insanda bırakabileceğin en güzel duygu değil midir?
Ama bir şartla almak isterim diyerek, teklifini söyledi hanım efendi.
Biliyor musunuz hanımefendi ben burada herhangi bir şey satmıyorum, insanlara kültürel bilgiler ve güzellikler sunuyorum. Bu sebeple teklifinizi kabul edemem diyerek gülümsedim.
İsmim Meral diyerek nezaketli bir şekilde teşekkür ederek böylesine değerli insanların hala var olmasından dolayı çok mutluyum sözünü ile diğer arkadaşlarına döndü.
O ana kadar yanında bulunan hanımefendi hiçbir şekilde konuşmamıza katılmadı sessizce bizi dinlemişti. Sakin bir yapısı dikkatimi çekmişti. Çiçek hediye ettiğim Meral Hanım bizi tanıştırdı. Kendisinin başarılı bir müzisyen olduğundan bahsetti. Aslında kendisinden bahsedilmesinden yana olmadığını hissettim. Gizemli olmasının yanı sıra içindeki güzelliği ve güven veren tarafını gördüm gözlerinde.
Meral Hanım sonra eşi Turgay beyi tanıştırdı. Biz siyah beyaz fotoğraflar arasında sohbetimizi ve sodalarımızı içerken Turgay Bey 2.katta bulunan kendime ait olan fotoğrafları ve ortamı görmek için 122 yıllık konağın merdivenlerinden sessizce yukarı tırmandı.
Ünlü şairimiz Ahmet Haşim’in şiiri aklıma geldi birden, şairimiz ne diyordu ilk cümlesinde “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden…”
Öyle bir sohbete daldık ki zamanın nasıl geçtiğini umurumuzda bile değildi. Sanki kırk yıldır birbirimizi tanıyor gibi güzel ve kalıcı bir dostluğa imza attık çiçekler gibi.
Ayrılma vakti geldiğinde öyle güzel bir dostluğun oluştuğunu hissettik hep birlikte. İnşallah önümüzde yıl tekrar buraya geleceklerini mutlaka burada organizasyon yapacaklarını söylediler. Bende nasip diyerek güzel düşünceleri için hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim diyerek uğurladım.
Yazımın başında sizi anılarımızdan güzel bir müzikle başlamıştım yazımın bu son bölümünde de bir başka güzel bir şarkı ile uğurlamak istiyorum
“Şu dünyadaki en mutlu kişi
Mutluluk verendir,
Şu dünyadaki sevilen kişi
Sevmeyi bilendir.”
Böylesine güzel bu şarkıları farklı enstrümanlardan dinlemekte elbette güzel olur, umarım en kısa zamanda dinlemek nasip olur.
Sizlerin de bildiği gibi hayat her zaman insanlara aynı frekansı vermez bazen üzüntüler, karamsarlıklar verir bazen de neşe ve mutluluk verir.
Sevgili dostlarım hayatınızda daha çok neşe ve mutlulukların olması dileği her şey gönlünüzce olsun.
































YORUMLAR