Her insanın ne kadar sevinçli olduğu zamanlar varsa, o kadar acı çektiği zamanlar da olmuştur. İnsanlar öleceğini bile bile hayata tutunmaya çalışır. Çocukluluğumuzun erken yaşlarında acı ne demek öğrenmeye başlarız. Hatta doğar doğmaz gülmek yerine ağlamamız belki de anne karnında ruhumuza aşılanmış, ömür boyu zaman zaman esiri olduğumuz bir duygu.
Her insan kendi içinde bir karanlık taşır. Bu karanlık farklı yollardan geçer, insanlar bu karanlıktan çıkabilmek için kendini ve gerçeği görür. Bu karanlıktan çıkarken gördüğü gerçekler, insanı olgunlaştırır. İnsanların yaşadıkları sevinçler, hazlar, hüzünler, acılarla bazı şeyleri öğrenmeye başlarlar ve bunlarla hayatın neresinde olduklarını görürler. Gerçeklerle yüzleştikçe daha çok kendi kabuklarına çekilirler. İnsanlardan uzaklaşırlar.
Zaman içinde ne kadar çok sevinçli anlarımız olsa da içimizdeki acı ruhunun ve hatta bedeninin her zerresinde kendisini hissettirir ve seni teğet geçen sevincin aksine, varlığının merkezine kocaman bir kaya gibi oturur. Ne kadar çok sevinçli olsak da acı çektiğimiz kadar seviyeli bir şekilde sevinçli kalabiliyoruz.
İnsanların yaşadıkları acılar kendi içlerinde. Herkesin acısı farklı ve kendisine göre büyük acılar. İnsanlar acılarıyla ne kadar baş edemeyeceklerini düşünseler de zamanla acılar törpüleniyor ve zamanla o acıya alışabiliyoruz. Yaşadığımız acılar bizi hayatımızın merkezi olan gerçeklikle buluşturuyor. Ölüm için nasıl çabalıyorsak hayatta kalmak için acılarla da savaşırız. Aslında tüm bu çabalarımız hayata tutunmak için.
İşte tam da o anda kalmak, acıyla yüzleşmek, sorgulamak ve kendine dışarıdan bakmak bizim yaşamsal varoluşumuzun en kritik anıdır. Kaçıp kurtulmaya çalışmak nafile bir çabadır ve her zaman insanın bir buz kütlesi gibi eriyip yok olmasıyla sonuçlanır. Acıyı ne kadar anladığımızda sevinci de mutluluğu da o kadar anlamış oluruz. Acı yaşamak kendini kendi benliğini her zaman için korumayı öğrenmesine neden olan etkenlerdendir.
Dört elle sarıldığımız yaşamın amacı mutluluktur. Mutluluğa giden yol ise bazen kendimiz acı çekerek, bazen de başkalarının acılarına ortak olarak edindiğimiz tecrübelerden elde ettiğimiz kendi kendimize yetme durumudur. Kendine yeten insan nerede olursa olsun, özgürdür. Gerçek anlamda kendi kendine yeten ve özgürlüğünü elde etmiş insanlarla karşılaşmanız dileğiyle.
































YORUMLAR