Bakkal Nuri (Nori) emmi bizim çocukluğumuzda iz bırakanlardandır.
Demirci Beşkardeşlerin araya girerken sol köşede küçücük bir dükkanda (Kanaat fırınının alt köşesi) esnafın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bakkallık yapardı.
Bakkalda gazoz, bisküvi, lokum, sigara, helva, peynir, zeytin, kuru sucuk, pişmiş yumurta, ekmek, kuruyemiş, mum gibi esnafın ihtiyaç duyabileceği ürünleri satardı. Esnaf öğlen yemeği ve ikindilik alışverişini Bacaksız Nori emmiden yapardı.
“-Nori emmi yarım ekmeğin arasına yüzelli gram helva koyuver.”
“-Derhal”
Bizim dükkana uzak olmasına rağmen çoğu zaman oradan alışveriş ederdik. Son zamanlarında yeni hamamın köşesindeki işyerine taşınmış işini orada devam etirmişti. Her gün irmik helvası pişirir, esnafta bunu bilir ikindi vakti biraz nezeldiklerinde kap veya tas götürülür ikibuçuk liralık irmik helvası alıp nezginliklerini giderirlerdi.
Babam su tasını elime verip “hadi iki buçuk liralık irmik helvası alda gel” derdi.
Nori emmi tası terazinin bir kefesine koyar karşı kefeye dara ağırlıklarını koyar terazi dengeye geldikten sonra kaç gram koyacaksa o ağırlıkları koyup helvayı tasın içine koyar dökülmemesi için kenarlarını bastırır.üzerini kağıtla kapatır, hadi dökmeden götür “derdi.
Bazen de Recep kalfa “çeyrek ekmeğe elli gram helva koydur alda gel” derdi.
Her gün o küçücük bakkal dükkanında ürettiği irmik helvası ikindi üzerine yakın yarım ila kırkbeş dakikada tükenirdi. İçindeki fıstıklarına kadar kavurur ağızlarda çok güzel nefis bir tat bırakırdı. Çoğu zaman ikindiden çıkanlara helva kalmazdı.
Nuri emmi yaklaşık 175-180 boylarında dört parmak uzunluğundaki sakalına ak düşmüş, kumral tenli, başında siyah beyaz desenli örgü hacı takkesi eksik olmayan, kardeşi Kebapcı Bacaksızın aksine güler yüzlü, kelimeleri itina ile seçip nazikçe konuşan beyefendi bir insandı. Biz çocuktuk o zamanlar; hep güler yüzü ve sevecen bir insan olarak hatırlarımda kalacak.
Bu insanlar demirciler çarşısını demirciler çarşısı yapan renkli simalardı. Onların yerini tutabilenler olacak mı diye düşünüyorum. O günkü samimiyet ve hoşgörü birlik ve beraberlik yardımlaşma kalmadı sanırım, toplumun her kesimi olarak birbirimizden uzaklaştık. Hedefler, amaçlar değişti. İnsanlığın yerini para aldı.
O güzel günleri özlemle anıyoruz. Maalesef kendi elimizle yok ettik o insanlığı, geri gelir mi bilemiyorum.
































YORUMLAR