Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

FRİGLERDE MÜZİK

Antik Çağ tarihçileri çifte kaval, flüt, sipsi, üçgen çalgı, zil ve pan flüt-syrinks gibi müzik aletlerinin buluşunu Frigler’e dayandırırlar. Örneğin, antik coğrafyacı Amasyalı Strabon’a göre; def’i ve lir’i Frigler icat etmişlerdir. Bu bağlamda Strabon, “Kerbeson” adlı flütle çalınan bir Frig ezgisinden de söz eder.

Frigler kamıştan ses çıkarmayı başaran ilk ulus olarak tarihe geçmişlerdir. Antik çağda çok güzel sesler için “Frigya kavalı gibi” sözü bir deyim olarak kullanılmıştır.

Athenaios Friglerin müzikte ustalıklarını şöyle anlatır: “… Frigya usulü flüt çalmayı onlar keşfetmişler ve kullanmışlardır. Bu sebepten, Yunanlılar arasında flütçülere Frigyalı adını verirler…”.

Antik Çağ’ın en eski ve en önemli müzik adamlarından biri olan MÖ 7. yy’ın ikinci yarısında yaşayan Midillili Terpander, Hellenler’in kullandıkları aulosu yani çifte kavalı icat edenlerin Frigyalı olduğunu söyleyerek bu müzik aletinin ana vatanının Frigya olduğu tezini doğrular.

Eski yazarlar, Frig halkının genellikle müzik ve dansta ünlü bir ulus oldukları bilgisini verirler. Frigler’deki dans ve müziğin dinsel yönü ağır basmaktadır. Antik yazarlardan Plutarkhos ve Athenaios, bu konuda şu bilgiyi vermektedirler. “…Frigyalılar, tanrıça Kybele’nin kışın uyuduğuna ve yazın uyandığına inanarak, ona kışın ninniler söyler, yazın da uyandırmak için, Bakkhos duacıları tarzında şarkılar söylerlerdi”.

Romalı ozan Catullus ise Attis ile ilgili şiirinin dizelerinde davul ve flütün Frigler için ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.

 

                                  “İzleyin Frigya’daki Kybele’nin evini, korularını tanrıçanın

                                   Ziller çalar orada, davullar yankılanır,

                                   Frigyalı flütçü ağır, ağır çalar kıvrak flütüyle,

                                   Sarmaşıklar dolanmış başlarını sallar hızlıca Maenadlar orada,

                                   Derin inleyişlerle kutlarlar, orada kutsal ayinlerini,

                                   Orada dolanıp durur tanrıçanın gezgin alayı.

                                   Bir an önce oraya gitmek yakışır bize hızlı danslarla.

                                   Yoldaşlarına bunları söyler söylemez kadınsı Attis

                                   birden dillerini şiddetle çırparak şenlikçiler feryat ederler,

                                   hafif davul karşılık verir buna, yankılanır oyuk ziller,

                                   telaşlı adımlarla yeşil İda’ya gider koro çarçabuk.”

 

Yukarıdaki şiirde görüldüğü gibi Kybele ve Attis ile ilgili yapılan dinsel törenlerde flüt ve davul önemli bir yer tutar. Ayrıca bu ayinlerde tef, zil ve çalpara gibi müzik aletleri kullanılıyordu.

Frigya’da yetişen çok sayıdaki müzik ustası onların müzik konusunda ne denli ileri olduklarının göstergesidir. Örneğin, tanrı Apollon ile yarışacak kadar kavalı çalmada usta ve ünlü bir müzisyen olan Marsyas ve onun babası Hyagnis, kardeşi Babys tanınmış müzisyenlerdir. Marsyas’ın oğlu olan Olympos’un Yunanistan’a giderek Atinalılar’a kaval çalmasını ve ağıt yakmayı öğrettiği söylenir. Frigyalı bir müzisyen olan Alphaeos kaval çalma ustası olup, tanrıça Athena’ya ders verecek derecede yetenekli bir müzisyendi.

Yaşamlarının her safhasında müzik olan Frigler bu alanda da büyük başarı sağlamışlar, canlı ve hareketli müzikleriyle tüm zamanlarda etkileyici olmuşlardır. Frig müziği baştan çıkartıcı ve ateşli olarak tanımlanır. Hatta davul ve zillerin kullanıldığı Frig müziği savaş müziği olarak nitelendirilir. Aristoteles, Politika adlı kitabında büyüleyici tınılarıyla bilinen Frig müziğinin insanları kendinden geçirdiğini ve olumsuz hareketlere neden olabileceğini söyleyerek gençleri bu müzikten uzak durmaları konusunda uyararak, Frig müzik türünün alt kesim insanlar ve köleler tarafından dinlenebileceğini iddia etmiştir.

Platon (Eflatun) ise, Frig müziğinin dalgalı bir seyir izlediğini ve Lidya müziği gibi değersiz olduğunu söyleyerek İyon müziğinden de aşağıda görür. Ancak, daha sonraki yıllarda yazdığı “Cumhuriyet” adlı eserinde İyon ve Lidya müziklerini “hafif” olarak tanımlar ve içki içerken dinlemeye uygun bir müzik türü olarak görür. Öte yandan Dor ve Frig müzik türlerini eşdeğer tutar.

Frigler’den bize kalan sadece müzik aletleri değildir. Günümüzde Klasik Batı Müziği’nden Çigan Müziği’ne değin birçok müzik türünde kullanılan ve müzik dünyasında “Phrygia Gamı”, Frig Gamı ya da “Phrygia Modu” Frigya Modu olarak da bilinen Frig Makamı antik çağlardan günümüze değin ulaşan kültürel mirasımızın çok değerli bir parçasıdır.

Anadolu Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalarda çifte kavaldan çıkan seslerin Frig modunda olduğu ile Afyonkarahisar, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Uşak ile Ankara bölgesi türkülerinin Kürdi makamında olduğu ve bu modun Frig makamıyla bire bir örtüştüğü saptanmıştır. Ayrıca bu bölgeye ait türkülerin yüzde 70’nin Frig modu özelliği taşıdıkları anlaşılmıştır. Yani Frig ilahileri, bugün Kürdi dizisi adı altında Anadolu türkülerinde yaşamaktadır. Frig modu Yunus Emre’nin ilahilerinde kullanıldığı gibi Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosunda kullanılmıştır. Tüm bunlar Anadolu’nun ne derece önemli ve büyük bir kültürel birikim taşıdığını göstermektedir.

MS 325 yılında toplanan İznik Konsili’nde Hristiyanlıkla ilgili kurallar belirlenirken Frig modunun insanlarda iyi bir etki yapmadığı için kiliselerde kullanılmasını yasaklanmıştır. Ancak, Frig modu yazılı olarak yasaklanmışsa da gizli olarak kilise ayinlerinde kullanılmaya, çalınmaya devam etmiştir. Aristoteles ayrıca Kithera’lı besteci Philoksenos’un (MÖ 435-380)  “Tales” adlı eserini dithyrambos olarak yazarken Dor tarzını uygun bulmayıp Frig tarzını kullandığını anlatır.

Müziği ve dansı ibadetten eğlenceye değin gündelik yaşamın her alanında kullanan, ekin biçerken bile hep bir ağızdan şarkılar söyleyen Frigler için müzik ve dans yaşamlarının ayrılmaz bir parçası idi. Kavaldan tefe, pek çok vurmalı, üflemeli ve telli müzik aletinin mucidi sayılan Frigler’in dinsel törenlerini müzik ve dans eşliğinde yapma gelenekleri günümüzde Alevilerde semah ve artık sembolik de olsa Mevlevilerde sema ile sürdürülmektedir. Bu da Anadolu kültürlerinin devamlılığının en önemli kanıtlarından biridir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER