Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

HEKTOR’DAN ATATÜRK’E

Binlerce yıllık Vatanımız Anadolu… Dünya üzerinde hiçbir kara parçası bu denli değerli ve paylaşılmaz olmamıştır. Üzerinde Hitit, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı gibi dört büyük imparatorluk, sayısız krallık ve devletin kurulduğu ve uğruna nice yiğitlerin canlarını feda ettikleri bu topraklara tarih boyunca göz dikenler hak ettikleri yanıtı alarak geldikleri gibi gitmişlerdir. 4000 yıldır bu topraklarda Hektor’dan Mustafa Kemal Atatürk’e birçok kahraman yetişmiş, adları tarih sayfalarını altın harflerle yazılmıştır. Bu kahramanlarla ilgili Homer’den Nazım Hikmet’e birçok ozan tarafından destanlar yazılmış, türküler yakılmış ve gönüllerde yaşatılmışlardır.

Anadolu’nun bilinen ilk büyük kahramanlarından biri olan Hektor, Truva krallarından Priam ve eşi Hekabe’nin en büyük oğlu, Paris’in ağabeyi, Andromakhe’nin kocası ve Truva ordusunun başkomutanıdır. Tüm zamanların en büyük savaşçısı biri olarak kabul edilen Hektor Truva Savaşı’nın unutulmaz kahramanıdır. MÖ 9. yüzyılda yaşamış İzmirli ozan Homer 24 bölüm ve 16.000’den fazla dizeye sahip olan İlyada destanında Truva Savaşı’nın dokuzuncu yılında 51 günlük bir dönemi anlatırken Hektor’dan iyi bir savaşçı ve Truva’nın en büyük dayanağı olarak söz eder. Homer eserinde onu “Vatanını savunmaya” yemin etmiş, kötü düşüncelerden uzak, kibar, barışçıl, iyi bir baba ve koca olarak tanımlar.

MÖ ikinci binde Yunan yarımadasında bulunan krallıklar, Akhalıların öncülüğünde bir araya gelerek, Batı Anadolu krallığı Truva’ya karşı bir cephe oluşturmuşlardı. Amaçları denizden Batı Anadolu’ya çıkarak deniz ticareti ve sömürgecilik yapmaktı. Buna karşılık Anadolu’daki Amazonlar, Dardanos, Frigya ve Likya gibi birçok krallık Truva’nın önderliğinde ittifak oluşturmuşlardı. Bu birliğin kahramanı Hektor idi.

Kimsenin karşılaşmaya bile cesaret edemediği Yunanlı Akhilleus’a (Aşil) karşı durmuş, Truva ordularını komuta etmiş ve kentin düşmesini 10 sene geciktirmiştir. Teke tek mücadelelerde 31 ünlü Yunanlı savaşçıyı öldürmüştür. Bu olay Hektor’u ölümsüz bir kahraman yapmıştır. Hektor sadece bir kişiyle değil, Akhilleus’un yanında tanrılarla da savaşmıştır. Bu cesaret tarihte hiçbir kahramanda görülmemiştir. Baştanrı Zeus zaferi Hektor’a ve Truvalılara vermeyi kararlaştırmışken tanrıçalar Hera ve Athena’nın entrikalarıyla Hektor’un ölüm kararını vermek zorunda kalmıştır.

Akhilleus, Hera ve Athena’yı yanına alarak Hektor ile savaşır ve Athena’nın yardımlarıyla Hektor’u öldürmeyi başarır. Hektor ölünce Truvalılar büyük bir çöküntüye uğrarlar. Hektor’un cansız bedeni daha sonra Troyalılara geri verilir ve şanına yaraşır bir cenaze töreni düzenlenir. Akhilleus da bu savaşta Hektor’un kardeşi Paris tarafından topuğundan okla vurularak öldürülür. Hektor’un ölümünden sonra Yunanistan’dan deniz yoluyla gelen Akha ittifakı, “Truva Atı” hilesiyle Truva kentini ele geçirip yakıp yıkarlar.

Ozan Homer, İlyada destanında Hektor’un cenaze töreninden şöyle söz eder.

Gül parmaklı şafak sabah erken parlayınca,
Ünlü Hektor’un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk.
Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu,
Parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını,
Söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi,
Sonra topladı kardeşleri, dostları ak kemikleri,
Hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu.
Kemikleri alıp koydular bir altın kutuya,
Erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu.
Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura.
Ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü.
Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar,
Gözcüler diktiler çepeçevre dört bir yana.
Mezar bitmeden Akalar saldırmasın diye,
Bir mezar tümseği olunca toprak kabara, kabara,
Gerisin geri döndü hepsi kente.
Toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni,
Zeus Oğlu Kral Priamos’un sarayında,
İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor’un cenaze töreni.

Tarih boyunca Hektor ve Truvalılar hiç unutulmamıştır. 12. yüzyılda, piskopos ve tarihçi Willelmus Tyrensis Türklerin köklerinin Truva’ya dayandığını belirtmişti. İstanbul’un fethinden önce İspanyol gezgin, tarihçi ve yazar Pedro Tafur 1437 yılında İstanbul’a uğradığında halk arasında “Türkler Truva’nın intikamını alacaklar” sözünün dolaştığını söyler. 1453 yılında İstanbul’un kuşatılması sırasında kentte bulunan Kardinal İsidore yazdığı bir mektupta Fatih Sultan Mehmet’ten “Troyalıların Prensi” şeklinde söz etmiştir.

Fatih Sultan Mehmed’in vakanüvisi Mikhael Kritovulos, Fatih’in Midilli seferi sırasında Çanakkale’de Truva kalıntılarının bulunduğu bölgeye giderek burada Truva savaşı kahramanlarını övdüğünü, başını sallayarak “Allah beni bu kentin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu kentin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık.” dediğini yazar. Yine bir başka söyleme göre; Fatih Rodos seferi için Çanakkale bölgesinden geçerken, Truva harabelerinde mola vermiş ve “Hektor’un öcünü aldım.” demiştir.

Dumlupınar’da Ulu önderimiz Kemal Atatürk’ün “işte şimdi Hektor’un öcünü aldım” dediği söylenir. Aynı şekilde Sabahattin Eyüboğlu’nun ‘Mavi ve Kara’ adlı denemeler kitabında Yunanlara karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki bir subaya ‘’Dumlupınar’da Truvalıların öcünü aldık’’ dediğini söyler. Atatürk Kurtuluş Savaşı sonrasında Yunan ordusunu denize döktükten sonra “Hektor’un öcünü aldık” sözleriyle geçmişi, geçmişteki Anadolulu kahraman Hektor’u unutmadığını bir kez daha göstermiştir.

4000 yıl sonra aynı Yunanlılar aynı düşüncelerle ataları gibi Anadolu’yu işgal etmişlerdir. Bu kez bir büyük kahraman Mustafa Kemal’in önderliğinde sonsuza dek unutamayacakları hak ettikleri yanıtı almışlardır. Bu vatanın kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu en büyük kahraman Atatürk için büyük şair Nazım Hikmet “Kuvayi Milliye Destanı” adlı eserinin 8. babının bir bölümünde şöyle der:

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar: «Üç», dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

eğildi, durdu.

Bıraksalar

İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.

Unutmayalım kahramanlar tarihin altın sayfalarının dışında insanların kalplerinde, destanlarda, şiirlerde, türkülerde ve sanat eserlerinde sonsuza dek yaşarlar. Bu vesile ile Büyük Taarruz Zafer Haftamız ve 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER