Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

KUTSAL AĞAÇ ZEYTİN

Tarih boyunca insanoğlunun yaşamında özellikle kurt ve kartal benzeri kimi hayvanlar kutsal sayıldığı gibikimi ağaçlar da kutsal kabul edilmiştir. Bu ağaçların başında zeytin ağacı gelir. Çok eski zamanlardan beri insanların mutfağında, ekonomisinde, sosyal ve kültürel yaşamındaönemli bir yeri olan zeytin ağacı ve meyvesi; barış, bolluk-bereket, sağlık, mutluluk ve ölümsüzlük sembolü olarak göksel dinler dahil pek çok inançta yer almıştır.

Türkçe ‘zeytin’ sözcüğünün kökeni İbranice ‘zait’, Arapça ‘zaitun’a dayanır. Bu sözcükler dilimizde ‘zeytin’ olarak kullanılır. Zeytin Akadca’da zeirtum/zertum, Sümerlerde Zirdum,  Aramicede Zeyta, Romalılarda olea ve Grekçede Elaia olarak geçer.

Zeytin (Latince Olea europaea) zeytingiller familyasından meyvesi yenen ve geleneksel olarak Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türüdür. Yaz ve kış aylarında yeşilliğini koruyan zeytin ağacı ışığı, güneşi ve 15°C üstündeki sıcaklığı sever. Zeytin ağacı zorlu ve kurak hava koşullarına dayanıklı bir ağaç türü olup, gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Ağaç yaşlanınca yumrulardan gelişen yeni uçlar gövdeyi tazeler. Ortalama boyu 2-10 m olan zeytin ağacı bir yıl bol, bir yıl az ürün verir. Zeytin hasadında toplama biçimi binlerce yıldan bu yana neredeyse değişmemiş ve asırlar boyunca elle toplama ya da sırıkla silkme yöntemi kullanılmıştır. Hasat, Ekim ile Şubat ayları arasında yapılır. Ülkemizde sırıkla silkme yerine yavaş yavaş makineli hasat uygulanmaya başlamıştır.

Uzun ömürlü ve dayanıklı olması nedeniyle adı mitoloji ve botanikte ‘Ölümsüz Ağaç’ olan zeytin ağacı, insanlık tarihinin en eski tarım ürünlerinden biridir. Romalı Lucius Columella (MS 4-70),‘De Rustica’ adlı kitabında, ‘zeytin, bütün ağaçların ilkidir.’ifadesini kullanmıştır. Arkeolojik buluntular, zeytinin ilk kez MÖ 6000-4000’lerde Anadolu’da ve Samilerde yetiştirildiğini gösterir. Fenikeliler, zeytinin Akdeniz’e yayılmasını sağlamış; Romalılar ise ‘sıvı altın’ diye adlandırdıkları zeytinyağını imparatorluğun her köşesine taşımışlardır.Roma İmparatorluğu döneminde, zeytinyağı altın kadar değerliydi ve vergiler bile zeytinyağıyla ödenirdi.Özellikle Akdeniz ve Ege denizindeki çeşitli dönemlere ait batık gemilerde çok sayıda amforaların bulunması zeytinyağı ticaretinin her dönemde önemli bir ticari meta olduğunun göstergesidir. Zeytin, Doğu Akdeniz’deki birçok uygarlığın en önemli gelir kaynaklarından biri olmuştur. Lidya, İyonya, Grek, Roma,Eski Mısır,  Selçuklu ve Osmanlı uygarlıkları zeytin yetiştirmiş ve zeytinyağı üretmişlerdir.

Zeytin,meyve formu dışında yağı elde edilerek zeytinyağı olarak da tüketilir. Zeytinbesin ve gıda sanayi, tekstil sanayi ve kozmetik sanayindeönemli bir yere sahiptir. Zeytin yaprağı halk tıbbında iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır. Zeytin, Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında olduğu gibi Osmanlı Dönemi’nde Osmanlı mutfağında zeytinyağlı yemekler, sarayın vazgeçilmeziydi ve zeytin çekirdekleri, tespih yapımında kullanılırdı. Antik çağlardan Ortaçağa değin uzun bir süre yaygın olarak özellikle düşük kaliteli zeytinyağı kandillere konularak aydınlatma amaçlı olarak kullanılmıştır.

Zeytin ağacı antik çağlarda beri koruma altına alınmıştır. MÖ 1780 Hammurabi Kanunları’nda zeytin, borç verilen değerli mallar arasında sayılırken; zeytin ağacını bir yıl içinde iki ayak boyundan fazla budayana ölüm cezası emreder. MÖ 620 yılında Yedi Bilge’den biri kabul edilen Solon’un koyduğu kanunlarla zeytin ağacı kesenlere ağır cezalar uygulanmıştır. Osmanlı Devleti, zeytin üretimini teşvik eden yasalar çıkarmış ve zeytinlikleri koruma altına almıştır.Türkiye Cumhuriyeti de zeytin ağaçlarını yasayla koruyan ülkeler arasındadır. Ülkemizde zeytin ağaçlarını korumak ve zeytinlik alanları geliştirmek için ilk yasa 1939 yılında çıkartılmıştır.

Yukarıda kısaca söz edildiği üzere çok değerli olan zeytin ağacı ve meyvesi çok eski çağlardan beri mitoloji ve göksel din kitaplarında yer almıştır. Klasik mitolojide zeytin ağacı ile ilgili şöyle bir öykü vardır. Eski Yunanistan’da bir kente verilecek ad için bir yarışma düzenlenir. İnsanlık için en yararlı armağanı veren tanrı yarışmayı kazanacaktır. Yarışmaya zekave el sanatları tanrıçası Athena ile Deniz tanrısı Poseidon katılırlar. Poseidon denizden çıkarttığı bir atı armağan eder. Athena ise bir zeytin ağacını verirken bu bitkinin, insanlığın yaralarını iyi edecek bir merhem, lezzetli ve bol enerjili bir besin maddesi ve karanlıkları aydınlatacak bir alev olduğunu söyler. Yarışmayı Athena kazanır ve kente onun adı verilir. Bu kent Atina’dır. O günden sonra zeytin tanrı armağanı kutsal ağaç olarak kabul edilir.

Zeytin, antik çağda barış ve bilgeliği temsil eder. Antik çağda kutsal bir aileden gelmenin en önemli simgesi bir zeytin ağacının altında doğmaktır. Yeni doğan çocukların evlerinin kapısına doğan erkek çocuksa zeytindalı,  kız ise yün yumağı asılırdı.Antik Yunan ve Romalıların ölenlerin anısına zeytin ağaçları ektikleri bilinir. Kahramanlar ve başarılı sporcular zeytin dallarından yapılmış çelenklerle ödüllendirilirlerdi. MÖ 776 yılında ilk olimpiyatlardaki yarışmalarda dereceye girenler zeytin dallarıyla taçlandırılıp zeytinyağıyla ödüllendirildi. Keza Panathenaia Şenlikleri’nde birinci olan araba sürücüleri sadece zafer değil, Akropolis’teki kutsal zeytin ağaçlarından üretilen zeytinyağı da kazanırlardı. Tıp biliminin kurucusu sayılan Hipokrat, yıkanamayanlara, hiç olmazsa zeytinyağıyla vücutlarını ovmalarını önerir. Gimnazyumda spor yapan atletler, kaslarını parlatıp yumuşatmak için zeytinyağı kullanırlardı.

Barışın ve ilahi lütfun sembolü olan zeytin Semavi dinlerde kutsal kabul edilir ve farklı anlamlar taşır.Yahudilik’te Tevrat’ta zeytin dalı, Nuh Tufanı’nın sonunda güvercinin ağzında getirdiği ‘yeni bir başlangıç’ müjdesidir. Tevrat’ta vaftiz yağının nasıl hazırlanılacağı anlatılırken Davut Peygamber de zeytini doğru ve düzgün insana benzetir. Tevrat’ta insanlara ‘hakkaniyet ve doğruluk’ anlatılırken zeytin ağacı işaret edilmiş ve bu kutsal ağacın erdemine dikkat çekilmiştir.Eski Ahit’te, Mezopotamya’da yaşayan Samilerin zeytinyağını günlük yaşamlarında kullandıklarına dair bilgiler vardır.

Hristiyanlıkta da zeytin kutsaldır.Hristiyanlar zeytini talih ve barış işareti olarak kabul ederler, elçiler barış haberi getirdiği zaman zeytin dalı sunarlardı. İsa Peygamber’in çarmıha gerilmeden önce dua ettiği Zeytin Dağı, bugün bile hacıların ziyaret ettiği bir yerdir. Zeytinyağı, vaftiz ve kutsama törenlerinde kullanılır.İsa Peygamberin göğe çıkışının gerçekleştiği Zeytin Dağı’ndaki bahçede bulunan zeytin ağaçlarının o zamandan kalma ağaçlar olduğuna ve bugün mevcut olan sekiz zeytin ağacının Hz. İsa’nın çarmıha gerilişine tanıklık ettiğine inanılır.İncil’de İsa’nın buradan gökyüzüne çıktığı yazar.

Kuran-ı Kerim’de de zeytinin önemi vurgulanmıştır.Zeytin ile ilgili 6 surede 7 ayet bulunmaktadır. Nahl, Tin, Enam, Müminun, Abese, Nur surelerinde geçen zeytin, Kur an-ı Kerim de övülmüş ve ondan kutsal bir bitki olarak söz edilmiştir. Zeytin, Kuran-ı Kerim’de hem doğrudan hem de sembolik olarak anılır. Tin Suresi, zeytine ve incire yemin ederek ‘Andolsun incire ve zeytine!’diye başlar.Nur Suresi’nde ise Allah’ın nuru, ‘ne doğuya ne de batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacından çıkan yağ’ ile aydınlatılan bir kandile benzetilir. Bu, zeytinyağının hem maddi hem manevi bir ışık kaynağı olduğunu gösterir.En’am Suresi’nde, zeytin, hurma, üzüm ve nar gibi meyvelerle birlikte Allah’ın yarattığı çeşitliliğin bir parçası olarak nitelenir.Mü’minun Suresi’nde, zeytin Sina Dağı’nda yetişen ve ‘yiyenlere yağ ile katık olan’ bir ağaç olarak tanımlanır.Nahl Suresi’nde, yağmurla beslenen zeytin ağaçlarının insanlık için bir nimet olduğu belirtilir.Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) de zeytinyağını tüketmeyi ve bedene sürmeyi tavsiye etmiş, ‘Zeytinyağı yiyin ve onunla yağlanın, çünkü o mübarek bir ağaçtandır.’ buyurmuştur. İslam inancında zeytinin oruç açarken tüketilmesi bir gelenektir.

Zeytin atasözlerine, deyimlere ve türkülere konu olmuştur. ‘Kabak ek çocukların görsün, zeytin ek torunların görsün’, ‘İncir babadan, zeytin dededen’, ‘Zeytinyağı gibi üste çıkmak’.  Zeytin birçok türkü ve şarkıya da konu olmuştur.‘Zeytin Yaprağı Yeşil (Kilis)’,‘Zeytin Dağlarında Tabakam Kaldı (Silifke)’,‘Zeytin Dalı Çürük Olur (Fethiye)’,‘Zeytinyağı Şişesi, Ateşlere Düşesi (Rumeli)’,‘Zeytinyağlı Yiyemem Aman (Bursa)’

Antik çağdan bu yana ‘sıvı altın’ olarak tanımlanan zeytinyağı, doğal bir maden sayılır. Onun elde edildiği zeytin ağaçlarıise Akdeniz’den dünyaya yayılan bir kültürel miras olarak kabul edilmektedir. Gelecek kuşakların mirasları arasında sayılan zeytin ağaçlarını sevmenin, korumanın bir yurttaşlık görevi olduğuna inanıyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER