Hani definecilerin arasında anlatılan yaygın bir öykü vardır. Definecinin biri hayalindeki gömüyü bulmak için malı mülkü her şeyini harcamış ama aradığı altınları bulamamış. Sonunda sıfırı tüketip, eşi ve çocukları da onu terk edince metruk bir kulübeye sığınmış. Bir gün kulübenin önünde çubuğunu tüttürüp kara kara düşünürken birden kulübenin bir duvarı yıkılmış. “Eyvah, sonunda kulübeden de olduk!” diye söylenirken yıkılan duvara şöyle bir baktığında gözlerine inanamamış. Çünkü yıllardır aradığı define ayaklarının dibinde duruyormuş.
Yaşadığımız kent Afyonkarahisar’ı öyküdeki defineciye benzetiyorum. Çünkü büyük bir kültürel zenginliğe sahip bu kent bundan faydalanamıyor. Afyonkarahisar iline gelen yabancı turlar ya da münferit turist neredeyse yok gibidir. Oysa kimi değerler tanıtıldıkça özellikle yabancı turist sayısında artış sağlanması mümkündür. Kentin muhtelif yerlerindeki termal kaplıcalar kültürel ve dini değerlerle birleştirildiğinde özellikle yabancı turist sayısında büyük ölçüde artış olacağı düşüncesindeyim. Bunu daha önce görev yaptığım Efes ve Milet müzesi gibi yerlerden biliyorum. Özellikle Hristiyanlık açısından önemli kişilikler sayesinde o bölgelere büyük ölçüde turist akını vardır. Örneğin, Selçuk İlçesi Meryem Ana nedeniyle Hristiyan dünyası için hac yeridir. Efes ve Milet antik kentleri Tarsuslu Havari Aziz Pavlus’un gitmiş olması nedeniyle birçok yabancı turist özellikle onun vaaz verdiği tiyatro ve hamamları ziyaret etmekte bu da turist sayısın epeyce artırmaktadır.
Afyonkarahisar sahip olduğu değerlerle özellikle yabancı turist sayısında bir patlama yapabilir. Nasıl mı? Tüm dünyanın tanıdığı daha 14. yüzyılda bile Avrupa’da okullarda öyküleri okutulan MÖ 6. yüzyılda yaşayan Ezop Emirdağlıdır. Neden Emirdağ’da bu ünlü öykücünün bir heykeli yoktur ve neden Ezop ile ilgili her yıl etkinlikler yapılmaz. Dünya’nın ilk müzik yarışması Dinar’da yapılmıştır. Apollon ile yarışan Marsyas Dinarlıdır. Geçen yıllarda başlatılan “Uluslararası Marsyas Kültür Sanat ve Müzik Festivali” etkinlikleri nedense devam ettirilmemiştir. Aslında her yıl yapılacak etkinliklerle yerli ve yabancı birçok müzisyen, müzik adamı ve müzik severlerin Dinar’a akın etmesi sağlanabilir.

Aziz Aberkios. Bizans el yazması kitaptaki minyatür, MS 985, Vatikan Kütüphanesi
Bir başka değer Sandıklılı Aziz Aberkios’dur. Aberkios MS 2.yüzyılda Hieropolis’te (Afyonkarahisar-Sandıklı-Koçhisar) doğup büyüyen ve orada ölen önemli bir Hristiyan din adamı, bir piskopostur. Günümüzde kiliselerde Havari Paul ile bir tutulan ve aziz mertebesine çıkarılıp anılan bu din adamı tıpkı İbrahim peygamber Putperst dinlere savaş açmıştır. Öyküye göre; bir gece gördüğü rüyanın etkisi altında kalan Aberkios, eline büyük sopa alarak tapınağa gider ve Apollon’dan başlayarak, Herakles, Artemis, Afrodit ve öteki tanrıların heykellerini parçalar. Bunun üzerine kızgın bir kalabalık Aberkios’un evine yönelir. Amaçları evi yakıp yıkmak ve Aberkios’u öldürmektir. Aberkios ise yanına müritlerini alıp pazar yerine giderek vaaza başlar. Oraya ulaşan kalabalık tam piskoposa saldıracak iken üç kişiye sara nöbeti gelir ve Aberkios onları hemen iyileştirir. Bunun üzerine saldırganların tümü Hristiyanlığı kabul ederler. Bu olayı izleyen günlerde de Aberkios’un mucizeleri devam eder ve oldukça ünlenir.
Onun bir başka ve bizim için önemli olan mucizesi bugün Hüdai Kaplıcası olarak bilinen sıcak su kaynağı ile ilgilidir. Bir gün Aberkios ve müritleri Koçhisar Köyü çevresindeki köy ve çiftlikleri ziyaret ettiklerinde köylülerin yıkanamamaktan dolayı beden temizliği konusunda oldukça sıkıntı çektiklerini görürler. Bugünkü Karadirek ya da Hamam Çayı kenarındaki Agros adlı yere geldiklerinde Aberkios diz çökerek buradan sıcak bir su fışkırması için dua eder. Ardından bulutsuz ve çok açık bir havada gök gürlemesi ile birlikte, onun diz çöktüğü yerin hemen az ilerisinde yerden sıcak su fışkırır. Yöre halkı burada yıkanılabilmek için derin havuzlar inşa ederler. Daha sonra Agros olarak anılan bu bölgenin adı Agros Thermon “Sıcak Su Bölgesi” olarak değiştirilir.
İyice ünlenen Aberkios Roma’ya giderek imparator Marcus Aurelius’un kızı Lucilla’yı ona musallat olan cinden kurtarır. Bu olayın ardından dönüş yolunda uzun yolculuklardan sonra memleketine gelir ve kendine bir mezar yaptırarak piskoposluk görevini bir başkasına devrederek yaşama veda eder.
Aberkios’un yaşamı ile ilgili kilise kayıtlarında anlatılanlar önceleri söylence olarak kabul edilirken İskoçyalı Prof. William Mitchell Ramsay’ın 1883 yılında Koçhisar’da Hüdai Kaplıcaları’nda bulduğu ve MS 193-216 yılları arasına tarihlenen Aberkios’un mezar taşına ait iki parça Aberkios ilgili kuşku ve tartışmalara son vermiştir. Bu iki parça en eski Hristiyanlık yazıtı olarak kabul edilmiş ve bundan dolayı “Hristiyan Yazıtlarının Kraliçesi” olarak adlandırılmıştır. Aberkios’un mezar yazıtına ait ve arkeolojik önemi olan bu parçalar ne yazık ki 1892 yılında Abdülhamit tarafından Roma’ya gönderilerek Papa XIII. Leo’ya armağan edildi. 1963 yılına değin Lateran Müzesi’nde korunan yazıt şimdi Vatikan Müzesi’ndedir.
Sonuç: Günümüz Hristiyan dünyası tarafından her yıl Ekim ayında tüm kiliselerde anılan ve dünyanın çeşitli yerlerindeki kiliselerde resimleri bulunan ve de kimi zaman Hz. İsa’nın Dört Havarisi ile eşdeğer görülen Aziz Aberkios, günümüzden 1800 yıl önce Koçhisar’da yaşamış, burada piskopos olarak görev yapmış ve yine burada gömülmüştür. Sandıklı’daki termal turizme dini turizm de eklenerek Hüdai kaplıcalarının pazarlamasında Aziz Aberkios vurgusu yapılarak çok sayıda Hristiyan’ın sandıklıyı ziyaretleri sağlanabilir. Bu konuda yerel yönetimlerin yanında üniversitelerin, turizm acentelerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının da konuya dahil olmasıyla Afyonkarahisar’ın özellikle yabancılara yönelik turizm potansiyeli birden bire artacağına inanıyorum.































YORUMLAR