UNESCO ,İngilizce ‘United Nations Educational, Scientificand Cultural Organization’ sözcüklerinin baş harfleri alınarak oluşturulmuş olup, dilimizdeki karşılığı ‘Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’ biçimindedir. Amacı, eğitim, ilim ve kültür aracılığı ile uluslararası barışı sağlamaktır. Birleşmiş Milletler´in bir özel kurumu olması nedeniyle çalışmalarıyla ilgili bu kuruluşa rapor veren UNESCO, faaliyetlerini eğitim, doğa bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler, kültür ve iletişim olmak üzere 5 program alanı üzerinden gerçekleştirmektedir.
16 Kasım 1945 tarihinde yirmi ülkenin onayı ile imzalanan UNESCO Kuruluş Sözleşmesi 4 Kasım 1946 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Merkezi Paris’te bulunan UNESCO’nun kuruluş sözleşmesini imzalayan 20 ülkenin içinde bulunan Türkiye UNESCO sözleşmesini 20 Mayıs 1946 tarihli ve 4895 sayılı kanunla kabul etmiş ve UNESCO’nun ülkemizdeki temsilcisi olan UNESCO Türkiye Milli Komisyonu 25 Ağustos 1949 tarihinde faaliyete geçmiştir.
UNESCO genel konferansı 2 yılda bir Paris’te toplanmaktadır. UNESCO’nun 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te yapılan 16. genel konferansının 17. oturumunda; kültürel ve doğal miras sorununun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar verilmiş ve 16 Kasım 1972’de ‘Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmesi’ kabul edilmiştir. Sözleşme kapsamında 1976 yılında dünya miras komitesi oluşturulmuş,1978 yılında da kültürel ve doğal miraslar için dünya miras listesi hazırlanmaya başlanılmıştır. Türkiye bu sözleşmeye taraf olmayı 1982 yılında onaylamış ve 1983 yılında ülkemizde yürürlüğe girmiştir.
İmzalanan bu sözleşmeye göre; Anıtlar kapsamında; Tarih, sanat ya da bilim açısından istisnaî evrensel değerdeki mimari eserler, heykel ve resim alanındaki şaheserler, arkeolojik nitelikte eleman ya da yapılar, kitabeler, mağaralar, yapı toplulukları kapsamında: mimarileri, uyumlulukları ya da arazi üzerindeki yerleri nedeniyle tarih, sanat ve bilim açısından istisnaî evrensel değere sahip ayrı ya da birleşik yapı toplulukları, sit kapsamında; tarihsel, estetik, etnolojik ya da antropolojik bakımlardan istisnai evrensel değeri olan insan ürünü eserler ya da doğa ve insanın ortak eserlerive arkeolojik sitleri kapsayan alanlar ‘kültürel miras’ sayılacaktır. Yani bir eser bir ülkede olabilir ama uygarlığın parçası olması nedeniyle evrensel bir değeri vardır. Yani kültürel ve doğal varlıklar tüm insanlığın ortak değerleri olarak kabul edilmektedir.
UNESCO’nun 1972 yılında kabul ettiği Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşmeye bağlı olarak oluşturulan Dünya Kültürel ve Doğal Mirası Listesi’nde 2025 yılında Bulgaristan’ın başkanlığı ve UNESCO Genel Merkezi ev sahipliğinde Paris’te gerçekleştirilen Dünya Mirası Komitesi 47. oturumunda kabul edilen miraslarla birlikte 1248 miras yer almaktadır. Bunlardan 972’si kültürel, 235’i doğal ve 41’i karma (doğal ve kültürel) miraslardır. 2025 yılı itibariyle sözleşmeyi kabul eden 196 taraf devlet bulunmaktadır. Türkiye’nin adı geçen listede 20 kültürel, 2 karma olmak üzere toplam 22 mirası bulunmaktadır. Bunlar yıllarıyla şunlardır:
Afrodisias (2017), Ani Arkeolojik Alanı (2016), Truva Arkeolojik Alanı (1998),
Arslantepe Höyüğü (2021), Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu (2014), Safranbolu Şehri (1994),Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (2015), Efes (2015), Göbekli Tepe (2018), Gordion (2023), Divriği Ulu Camii ve Hastanesi (1985), Hattuşa: Hitit Başkenti (1986), İstanbul’un Tarihi Alanları (1985), Nemrut Dağ (1987), Çatalhöyük Neolitik Alanı (2012), Bergama ve Çok Katmanlı Kültürel Manzarası (2014), Sardes ve Bin Tepe’deki Lidya Tümülüsleri (2025), Selimiye Camii ve Külliyesi (2011), Ksanthos-Letoon (1988), Ortaçağ Anadolu’sunun Ahşap Hipostil Camileri (2023. Anadolu’da 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın ortaları arasında inşa edilen ve her biri Türkiye’nin farklı bir bölgesinde bulunan beş hipostil camiden oluşmaktadır. Bunlar Afyonkarahisar Ulu Camii 1272-77, Eskişehir Sivrihisar Ulu Camii 1274-75, Ankara Ahi Şerefeddin/Arslanhane Camii 1289-90, Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camii 1296-99 ve Kastamonu Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii’dir 1366-67). Karma olarak da Göreme Milli Parkı ve Kapadokya Kayalıkları (1985), Hierapolis-Pamukkale (1988) yer almaktadır.
UNESCO’nun kesin listeden başka bir de Dünya Mirası Geçici Listesi vardır. Bu liste içinden kesin listeye alınma yapılmaktadır.
2025 yılı itibariyle sözleşmeye taraf 196 devletten 189’unun UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde miras alanları yer almaktadır. Türkiye’nin geçici listede ilki 1994 yılında sunulan ve son olarak 2025 yılında güncellenen şekliyle 72 kültürel, 4 karma ve 3 doğal olmak üzere toplam 79 mirası bulunmaktadır.Bu listede Afyonkarahisar Dağlık Frigya (Eskişehir, Kütahya, Afyon) 2015 olarak yer almıştır.
Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne giren 31 adet kültürel değerleriyle dünya ülkeleri arasında 2. sırada yer almaktadır. Bunların kimileri şunlardır.
Meddahlık, Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah,Mevlevi Sema Töreni, Karagöz, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali.
UNESCO Yaratıcı Şehirler Yaratıcı Şehirler Ağı’nın 350 üyesi bulunmaktadır.2024 itibarıyla Türkiye’de 8 adet yaratıcı şehir bulunmaktadır. Bunlar şunlardır: Gaziantep-Gastronomi (2015), Hatay-Gastronomi (2017), İstanbul-Tasarım (2017),Kütahya-Zanaat ve Halk Sanatları (2017), Afyonkarahisar-Gastronomi (2019),Kırşehir-Müzik (2019),Bursa-Zanaat ve Halk Sanatları (2021) ve Şanlıurfa-Müzik (2023)
UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağında 9 kentimiz vardır. Bunlar da şunlardır:
Eskişehir (2016), Konya (2017), Hatay (2019), Afyonkarahisar (2020), Balıkesir (2020), İzmir (2020), Bursa (2022), Sakarya (2022), Yozgat (2022).
Dünya Belleği Uluslararası Kütüğüne 2024 yılı itibariyle Türkiye’nin kütüğe kayıtlı 10 eseri bulunmaktadır.Bunlar arasında Boğazköy Hitit Tabletleri, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi İbn-i Sina Yazmaları Koleksiyonu, Evliya Çelebi Seyahatnamesi,Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu, Kültepe Tabletleri ve Piri Reis’in Haritası yer almaktadır.
Şimdi gelelim sözün özüne:Kültürün başkenti dediğimiz Afyonkarahisar’da dünya mirasına girebilecek birçok yer vardır. Bunların başındaAfyon Kalesi geliyordu. “Geliyordu” diyorum çünkü bu şans yitirilmiş durumdadır. Kentin göbeğinde 15,5 milyon yıllık jeolojik geçmişiyle, 4000 yıllık arkeolojik geçmişiyleAfyon Kalesi dünya kültürel mirasına aday olabilir ve kesin listede yer alabilirdi. Ancak ne yazık ki, teleferik yapımı nedeniyle bu şansını kaybetmiştir. Çünkü özellikle üst kaledeki arkeolojik ve tarihi değerler adeta yok edilmiştir. Yüklenici firmaya bir sözümüz yoktur. Adamlar izin verildiği için işlerini yapıyorlar ve ekmeklerinin peşindeler.
Ancak işin başında bu teleferik yapımına izin verenler, projelerine imza atarak onay verenler sözüm size: Bu değerli kültürel mirasın sahipleri olan gelecek kuşaklar ve tarih sizi affetmeyecek; burada yapılanlara nasıl izin verdiğinizi, yapılanlara neden sesinizi çıkarmadığınızı sorgulayacaklardır.































YORUMLAR