Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay

YENİ ZAFER MÜZESİ NASIL OLMALI?

Ulusların tarihlerindeki kimi büyük tarihi olaylar kimi yapılara önem ve işlev kazandırırlar. Böyle yapılar ise ayrı bir kimlik kazanarak bulundukları kentin tarihinde, kültüründe ve sosyal yaşamında önemli bir konuma sahip olurlar. Hatta zamanla sembol haline gelirler. Bunlara güzel bir örnek Afyonkarahisar il merkezindeki bugünkü adıyla Zafer Müzesi’dir. Eğer şanlı tarihimizdeki büyük bir utkunun planları burada yapılmamış ve taarruz emri buradan verilmemiş olsaydı bina sadece son dönem Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olarak kalacak belki de zamanla yıkılıp gidecekti.

Afyonkarahisar kent merkezindeki bu yapı 1913-1914 yıllarında belediye başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından belediye hizmet binası olarak yaptırılmıştır. Atatürk, ilk kez burayı belediye iken 2 Ağustos 1920 tarihinde Afyonkarahisar Kongresi’ne katılmak için geldiğinde ziyaret etmiştir. Ancak yapının ulusal mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. 27 Ağustos 1922 günü saat 17.30’da 8. Tümen 189. Alay tarafından Afyonkarahisar’ın düşman işgalinden kurtarılmasından sonra Atatürk, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü birlikte Kocatepe’den Afyonkarahisar’a gelerek burada konaklamışlardır. Bina 27 Ağustos 1922 tarihinden 30 Ağustos 1922 tarihine değin Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak tarafından Batı Cephesi karargah binası olarak kullanılmış, Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın planları burada yapılmış, taarruz emri buradan verilmiştir. Yani burası büyük utkunun temellerinin atıldığı yerdir.

Atatürk, 23 Mart 1923, 21 Ekim 1925, 2 Mart 1931 ve 20 Kasım 1937 tarihlerinde binayı ve çalıştıkları odayı ziyaret etmiştir. 21 Ekim 1925 tarihinde binayı ziyaretinde onuruna verilen yemek sırasında şöyle der; Efendiler! Bu binanın çatısı altında ne mutlu, ne tatlı anılarımı canlandırıyorum. Bir gece ben şu odada, Fevzi Paşa bu odada, İsmet Paşa da bu odada yatıyorduk. Genelkurmayımız şu odada çalışıyordu. Düşman ordusunu tamamen sarmak ve imha etmek kararı, şu odada çıktı. Afyonkarahisar, son büyük zaferin kilidi oldu; esası oldu. Afyonkarahisar, mücadele tarihimizde unutulmaz parlak bir sayfaya sahiptir. Burada, buranın aziz halkıyla beraber bulunmaktan duyduğum zevk ve mutluluk büyüktür. Bana bu mutluluğu veren sizlere sevgi ve teşekkür.

Bina 1935 yılından sonra belediye dışında çeşitli kamu kuruluşlarınca hizmet binası olarak kullanılmış, hatta bir ara yıkım teşebbüsünde bulunulmuştur. Birkaç yıl önce de binanın bir kamu kuruluşunca ofis gibi kullanma düşüncesinden şimdiki Belediye Başkanımız Sayın Av. Burcu Köksal Hanımefendi’nin milletvekilliği döneminde konuyu TBMM’de gündeme getirmesiyle vazgeçilmiştir. Eğer Sayın Burcu Köksal bu konuyu sahiplenip, duyarlı davranarak gereken çabayı göstermemiş olsaydı günümüzde artık bir müze olmayacağı gibi çok önemli bir tarihi olaya tanıklık etmiş yapı işlevsiz bir duruma gelecekti. Bu nedenle her duyarlı yurttaş gibi ben de kendi adıma yıllarını müzeciliğe vermiş sade vatandaş olarak değerli Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Umarım binanın bundan sonra müze dışında her hangi bir amaçla kullanılmasına kalkışılmaz. Aksi takdirde bu tarihimize saygısızlık olacaktır.

Yapı 1985 yılında Zafer Müzesi’ne dönüştürülmek üzere Tarım ve Orman Bakanlığı Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü’ne devri yapılarak 26 Ağustos 1995 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Zafer Müzesi Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde özel müze statüsündedir. Kültürel varlıklar varsılı ama müze yoksulu Afyonkarahisar’ın üç özel müzesinden biridir. Ötekiler Bolvadin Belediye müzesi ve Sucuk müzesidir.

Müzenin restorasyon amaçlı ilk projeleri Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun Orman ve Su İşleri Bakanlığı döneminde hazırlatılmıştır. Müze 2017 yılında Zafer Alanı düzenlemesi nedeniyle geçici süreyle kapatılmış, daha sonra restorasyon amaçlı olarak tamamen boşaltılmış olup, restorasyon çalışmaları halen devam etmektedir. Kimi nedenlerden dolayı çok uzun süren bu çalışmanın birkaç ay içinde bitirileceği duyumu vardır. Mesleğim gereği bu işlerden biraz anlayan biri olarak diyebilirim ki istenseydi bu restorasyon ve müze düzenleme işi en fazla iki yılda bitebilirdi. Müzenin Cumhuriyetin 100. Yılı’nda ya da Büyük Zaferin 100 Yılı’nda açılamaması bence Afyonkarahisar için bir ayıptır.

Binanın restorasyonu bittikten sonra müze olarak düzenlenmesinin nasıl yapılacağı ve ne kadar sürede tamamlanacağı konusunda bir bilgim yoktur. Ancak eskisi gibi basit bir düzenleme olmamalıdır. Bir müzeci olarak eski müzeyi her gezdiğimde rahatsız olmuşumdur. Her şeyden önce büyük utkuyu yansıtmıyordu ve sanki yasak savmak için düzenlenmiş hissi veriyordu bana. Bir dergide  “ahşap zemininde bir camekân içinde, Başkomutan Tarihi Millî Parkı ve Akdağ Tabiat Parkı‘ndan böcek örnekleri sergilenmektedir.”  yazısını okumuştum. Umarım böyle ilgisiz objeler sergilenmez. Müze olarak açıldığında ilgili kuruluşun müze personeli dışında başka personeli burada bulunmamalı, müze dışında bir başka birim binada yer almamalıdır. Zira bu tür uygulamalar müzenin bütünlüğünü bozacağı gibi kimi kuruluşların ofis gibi kullanma niyetlerini yeniden uyandırabilir.

Müzenin yeni düzenlemesinde iki önemli husus göz önüne alınmalıdır. Birincisi bina tarihimizde önemli bir yeri olan Başkomutan Meydan Savaşı’nın planlandığı ve taarruz emrinin verildiği yerdir. İkincisi Atatürk’ün komutanlarıyla birlikte konakladığı bir mekandır. Kimi yerlerde Atatürk’ün bir gece kaldığı konutların bile Atatürk Evi-Atatürk Müzesi olarak düzenlendiğini hatırda tutmak gerekir.

Bina büyük utkuya yakışır biçimde teşhir-tanzim edilmelidir. Çalışma odasına başta Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet Paşa’nın birebir ölçülerinde balmumu/silikon heykelleri, harita ve öteki eşyalar konulmalıdır. Uygun mekanlarda Ali Çetinkaya, Afyon Merkez Komutanı Fahrettin Altay Paşa, Albay Reşat Çiğiltepe, Bayatlı Arif Bey, Yüzbaşı Agah Efendi, Yıldırım Kemal gibi komutanlar, Yunan komutan Trikopis’i esir alan bombacı Ahmet Çavuş, Atatürk’ün çok sevdiği belediye başkanı Halil Ağa gibi yerel kahramanlar, sembolik Mehmetçik ve sivil kahramanların mum/silikon heykelleri konulmalıdır. Teşhirde askerlerin yedikleri yemeklerden (üzüm hoşafı ve ekmek gibi), giysilerden ve silahlardan vs örnekler yer almalıdır.

Uygun mekanlarda Kurtuluş Savaşı ile ilgili olarak o zamanlarda çekilen siyah-beyaz filmler ile Atatürk’ün bu binaya ve Afyonkarahisar’a gelişi ile ilgili film ve fotoğraflara da yer verilmesi çok yararlı olacağı kanısındayım. Atatürk’ün 21 Ekim 1925 tarihinde bina ile ilgili olarak yaptığı yukarıda verilen konuşma ve buna benzer sözlerin büyük panolar halinde ziyaretçilere sunulması anlamlı olacaktır. Ayrıca müzenin bir odasında kitaplık oluşturularak Kurtuluş Savaşı ile ilgili yayınların ve öteki dokümanların konması ve araştırmacılara açık tutulması yararlı olacağı gibi müzenin değerini bir kat daha artıracaktır.

Bina genel olarak Kurtuluş Savaşı yanında büyük utkuyu yansıtan bir müze olmalı ve belki “Zafer Müzesi “ adı yeniden gözden geçirilerek daha anlamlı bir ad bulunmalıdır. “Atatürk ve Zafer Müzesi”  ya da “Başkomutan Atatürk Müzesi”,  “Atatürk Başkomutanlık Müzesi”  gibi. Müze genelinde Kurtuluş Savaşı’nın tüm evreleri ile Yunan mezalimi de fotoğraflarla anlatılmalı ve sonunda muhteşem bir finalle bitmelidir. Kapısından çıkan her yaştaki ziyaretçi tarihimizin en parlak sayfalarından biri olan büyük utkuyu iliklerine değin yaşamış olarak ayrılmalıdır.

Bina halen Tarım ve Orman Bakanlığı Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü sorumluluğundadır. İlgili kuruluşun müzeyi elden geldiğince, iyi niyetle yaşatmaya çalıştıklarından ve çalışacaklarından asla kuşkum yoktur. Ancak müzecilik profesyonellik ve uzmanlık isteyen özel bir iştir. İlgili kuruluşta müzecilikten anlayan uzman personel olduğunu sanmıyorum. Bu nedenlerle binanın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ya da Afyonkarahisar Belediyesi’ne ya da Genel Kurmay Başkanlığı’na devredilerek “askeri müze” statüsüne alınmasının binanın korunması, müze olarak değerlendirilmesinin ve tanıtılması açısından çok daha yararlı olacağı kanısındayım.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER