Üç gün önce Seyitgazi ilçesi yakınlarındaki Büyükyayla mevkisinde çıkan orman yangını İhsaniye ilçesi sınırına kadar ulaştı. Önceki gün akşam saatlerinde yüreğimizi yakan bir gelişme yaşandı ve maalesef yangına müdahale ettikleri sırada alevlerin arasında kala10 orman işçisi şehit oldu. Yangından etkilenen 14 işçi de tedavi altına alındı. Şehitlerimize Allah rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum
Yakın geçmişte, Türkiye’de orman yangını denilince akla Akdeniz, Ege ve Güney Marmara bölgeleri gelirdi. Küresel ortalama sıcaklıktaki artışla birlikte artık Türkiye’nin iç bölgelerinde de sıklıkla orman yangınları meydana geliyor.
Üç tarafı denizlerle çevrili, dağlık ve ormanlık alanları bol olan, dört mevsimi yaşayan nadide bir coğrafyada yer alan Türkiye’de yaşayan vicdan sahiplerinin her küle dönen ağacın sessiz çığlığını içinde duyduklarına eminim.
NEDEN YANAR ORMANLAR?
Türkiye’de orman yangınlarının sebepleri temelde iki ana gruba ayrılır: Doğal nedenler ve insan kaynaklı nedenler.
Doğal nedenler: Doğada, yıldırım düşmesi gibi olaylar orman yangınlarını başlatabilir. Ancak bu tür yangınlar ülkemizde oldukça azdır. Türkiye’de çıkan orman yangınlarının %90’dan fazlası insan eliyle gerçekleşir.
İnsan Kaynaklı Nedenler: Piknik ateşleri, sönmemiş sigara izmaritleri, anız yakmaları, izinsiz yakılan orman içi ateşler.
Bazı yangınlar arazi açmak, tarla ya da yapılaşma amacıyla kasten çıkarılır. Bu tür eylemler doğrudan orman suçudur.
Bakımsız elektrik direkleri ve telleri, özellikle rüzgârlı havalarda kıvılcım çıkararak yangına sebep olabilir.
Ormanlık alandaki tarım makineleri, araç egzozları ya da kıvılcım çıkaran metal aksamlar yangın başlatabilir.
Yangın, sadece ağaçları değil, bir bütün olarak ekosistemi tehdit eder. Ancak can kayıpları, çoğunlukla yeterli hazırlığın ve bilincin olmamasından kaynaklanır.
Orman işçileri, yangın gönüllüleri ve itfaiyeciler, çoğu zaman çok zor koşullarda çalışır. Alevlerin yön değiştirmesi, dumandan etkilenme veya araç kazaları sonucu kayıplar yaşanabilir.
Yangınlar sırasında binlerce hayvan ya ölür ya da yaşam alanını kaybeder. Bu, ekosistem zincirinde ciddi bozulmalara yol açar.
ORMANLARDA YANGINLARIN AZALMASI İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER
Halk, özellikle orman köylüleri ve piknikçiler, orman yangınlarına karşı bilinçlendirilmelidir. Okullarda çevre ve orman dersi etkin hâle getirilmeli, yangın sezonunda medya aracılığıyla sık sık uyarılar yapılmalıdır.
Orman içi ya da kenarındaki yerleşim birimlerinde yapı malzemeleri ve planlama, yangına dayanıklı olacak şekilde yapılmalıdır. Evin çevresi 30 metre çapında yanıcı maddelerden temizlenmelidir.
Termal kameralar, insansız hava araçları (drone) ve uydu sistemleri ile ormanlık alanlar 24 saat izlenmelidir. Yangın henüz küçükken tespit edilirse, büyümeden söndürülme şansı artar.
Ormanlık alanlarda kuru dal, ot, çalı gibi yanıcı maddeler düzenli temizlenmeli, yangın şeritleri oluşturulmalıdır. Bu sayede alevin ilerlemesi yavaşlatılabilir.
Her köyde veya orman köyü yakınında, gönüllülerden oluşan, eğitim almış yangın müdahale ekipleri kurulmalı. Yangın çıkmadan önce hazırlıklı olmak en güçlü savunmadır.
NE TÜR AĞAÇLAR DİKİLMELİ?
Yangına karşı dirençli ormanlar oluşturmak, yangınla mücadelede uzun vadeli bir çözümdür. Ağaç türü seçimi bu noktada çok önemlidir.
Meşeler, Akdeniz ikliminde yaygındır ve yangına karşı görece dayanıklıdır. Kalın kabukları sayesinde yangınlara direnç gösterir.
Bu türler, yangına dayanıklı ve aynı zamanda ekonomik değeri yüksek bitkilerdir. Kırsal kalkınma için de avantaj sağlar.
Kızılçam, Türkiye’de en yaygın orman ağacıdır. Ancak reçineli yapısı ve kozalaklarının sıcağa tepkisi nedeniyle yangını kolayca yayar. Bu nedenle kızılçam ormanları arasına yangın şeritleri ve farklı türde ağaçlar karıştırılmalıdır.
Monokültür (tek tür) ormanlar yerine, farklı ağaç türlerinin bir arada bulunduğu karışık ormanlar hem biyolojik çeşitliliği korur hem de yangının ilerlemesini zorlaştırır.
YANMAYAN BİR GELECEK MÜMKÜN MÜ?
Ormanlarımız, sadece ağaç değil; suyumuzun kaynağı, havamızın filtresi, hayvanların yuvası ve biz insanların yaşam güvencesidir. Yangınları tamamen önlemek mümkün olmasa da onları azaltmak, daha az zarar vermelerini sağlamak bizim elimizdedir. Eğitim, bilinç, teknoloji, orman mühendisliği ve yerel iş birliği bir araya geldiğinde, yanan toprakların yerine yeniden hayat filizlenebilir.
Ormanlar geleceğimizdir. Yangınla mücadele yalnızca Orman Genel Müdürlüğü’nün ya da itfaiyenin görevi değildir. Bu ülkede yaşayan herkes ormanların bekçisi olmalıdır. Çünkü bir orman, sadece ağaçlardan ibaret değildir. Orman; hayatın ta kendisidir.































YORUMLAR