Bazen sabahları uyanmak, gece uyumaktan daha çok korkutur insanı.
Henüz başlamamış bir gün, içine kaygı dolu düşüncelerle dolar. “Bugün ne olacak?” sorusu boğazda düğümlenir, cevabı olmayan yüzlerce soru zihinlerde yankılanır: “İşim ne olacak?”, “Ya yalnız kalırsam?”, “Kim var gerçekten yanımda?”
Bu soruların ardında yatan şey yalnızca ekonomik ya da sosyal belirsizlik değil; insanların birbiri üzerindeki etkisidir. Ve ne yazık ki o etki, artık daha çok tüketmeye yönelik. Özellikle narsist karakterli insanlar, başkalarının umutlarını, güven duygusunu, hatta geleceğe olan inancını sömürecek kadar acımasız olabiliyor.
Ve soruyorum: Başkasının hayatını karartmak, size neden iyi geliyor?
Toplum gittikçe bireyselleşti. Evet, gelişen dünyada birey olmak kıymetli bir şey ama bu bireycilik zamanla bencilliğe, hatta kibirle harmanlanmış narsizme dönüştü. Bir insan, başka bir insanın duygularını hiçe sayacak kadar nasıl yabancılaşabilir? Bir başkasının umutlarıyla, hayalleriyle, özgüveniyle oynamaktan nasıl zevk alabilir?
Çünkü narsist için karşısındaki insan değil, sadece bir araçtır. İlgi görmek için, beğenilmek için, birilerinin acizliğine tanıklık etmek için…
Ve bu insanlar en tehlikeli olanlardır; zira incitmek için yumruk atmazlar, bir kelime yeter.
Yavaş yavaş sindirirler sizi. Önce fikirlerinizi küçümserler, sonra duygularınızı. En sonunda, kendi geleceğinize olan inancınızı sorgularken bulursunuz kendinizi.
Sadece kendilerini yücelten bir düzenin içinde, başkalarının hayatlarını enkaza çevirdiklerinde mutlu hissederler.
Bu, bir karakter bozukluğu değil midir?
Hayatta en önemli şey, birbirimizi anlayabilmektir.
Ama “anlamak” artık sadece kitaplarda, sadece eski dostluklarda kalan bir eylem gibi.
Her düşünceye saygı duyuyorum, ama saygı adı altında bencilliği meşrulaştıramam. Çünkü bazen bir kişinin yaptığı bencilce davranış, başka birinin tüm hayatına mal olabilir.
Ve bu, sadece kırılmış bir kalp ya da gurur değildir.
Bu, bir geleceğin yitip gitmesidir.
Kimi insanlar, başkalarını “küçülterek” kendilerini büyük hissetmeye çalışıyor. Ama o büyüklük, sadece aynaya yansıttıkları bir yanılsama.
Gerçek büyüklük, birini incitmeden yürüyebilmektir bu hayatta. Birini yok saymak, onun varlığını silmek, onun geleceğini elinden almak değil midir?
Bu soruyu sormaktan kaçan herkese… Belki bir gün cevabı yüreğinizde yankılanır.
































YORUMLAR