Hayatımızın çoğunda süregelen bir beklenti halindeyiz. İnsanoğlu olarak sürekli bekliyoruz.
İNSAN EN ÇOK NEYİ BEKLER?
Daha önce yayımladığım ‘İnsanda Baharı Yaşamak’ köşe yazısında sevgiye dair düşüncelerimi betimlemiştim. Göreceli bir kavram olmakla beraber bence insan en çok sevmeyi, sevilmeyi bekler.
‘Sevdikçe güzelleşir sevdikçe güzelleştiririz’ demiştim. Doğduğumuz andan beri ihtiyacımız olan şeydir sevgi. Çocukluğumuzdan, ergenliğimizden kıyasla yetişkin olarak adlandırdığımız bir birey olduktan sonra sevgiye daha muhtaç hale gelebiliyoruz. Bunun sebebi de çoğunlukla çocukluğumuzda eksik sevildiğimiz ya da belirli zorunluluklarla büyüdüğümüz, yeterince sevgiyi hissetmediğimizde; ileriki zamanlarda süregelen bir beklenti haline geliyor. Sevgiyi beklemek sevilmeyi beklemek bence bu hayattaki en masum beklentilerden. Tabii ki bu durum manevi oluyor, beklenti dediğimiz zaman aklımıza sıkça gelen maddi istekler var. Güzel bir ev, araba belki bir iş…
UMARIM Kİ…
Beklentilerimizden bahsederken de sıkça kullandığımız terimdir umut etmek, ‘umarım ki olur, umarım bana gelir, umarım başarırım!’
Umut etmek başlı başına bu hayatta kimsenin kaybetmemesi gereken bir olgudur. Hala düşünebiliyorken hala yaşayabiliyorken hayattan bir şeyler ummak, beklemek dünyanın en insana özgü şeylerinden biri olsa gerek ki bir şeyler istemesek zaten hayat çok sıkıcı olurdu değil mi? Arzulamak, beklenti içerisinde olmak, çaba göstermek, bazen varını yoğunu ortaya koymak sonunda istediğimiz şeye ulaşmak, insanı insan yapan şeylerdir. Hala hayattan bir şeyler isteyebiliyorsak, bekleyebiliyorsak yaşayacağımız güzel şeyler vardır, yoksa umudumuzu keseriz; ‘Hala hayattan bir şeyler beklemek, bir hevese sahip olmak çok değerli, hayatta hiçbir amacı olmayan insanlara şahit oluyoruz ne acıdır ki bu bir insanın düşebileceği en aciz durumdur’ (Yeni Umutlar)
ÇOCUKLUK HAYALLERİMİZ VE SORUMLULUKLAR
Çocukluk beklentilerimiz vardı; oyuncaklar, boyama kitapları, renkli tokalar… Büyüdüğümüz zaman ise çoğu zaman bu beklentilerimiz daha çok başkalarını etkileyecek şeylere de dönüşmeye başladı, ‘Ailemle hayatımı sürdürebileceğim bir ev, güzel maddi kazanç sağlayabileceğim bir iş” birde tabii ki sağlık, huzur, mutluluk gibi beklentilerimiz oldu.
Küçüklüğümüzden itibaren çoğu şeyde olduğu gibi değiştik, bunların en belirgin olanı ise beklentilerimiz . Yaşımızın artmasıyla beraber hayata karşı aldığımız yada almak zorunda kaldığımız sorumluluklar, yerine getirmekte mükellef olduğumuz işler, yavaş yavaş hayallerimizi ve gelecek planlarımızı bu yükümlülüklere göre şekillendirmeye iter hale geldi. Hayallerimiz arasında artık günlük yaşamımızı etkileyecek değil de geleceğimizi belirli bir düzen haline sokacak olgular var oldu. Bu konuya kapsamlı bir açıklık getirmek gerekirse bu kötü bir şey değil. Tabii ki herkesin beklentileri ve hayalleri, umut ettiği şeyler bu denli olmak zorunda değil ben bir açıdan da bu şekilde ifade etmek istedim. Bireysel olaraktan hayatta umut ettiğimiz zamanlar var. Kılık kıyafetten, hobilere kadar gidebilen bir durum söz konusu.
YAŞ İLERLEYİNCE UMUT AZALIR MI?
Yaş ilerleyince umudun azalması bence tamamen kişiye özgü bir şeydir bütün hayatını depresif bir şekilde geçirip hayata karşı hiçbir beklentisi olmayan kişiler umut etme gereği duymaz ya da tam tersi bir yerlere gelebilmek için ve bir şeyler başarabilmek için varını yoğunu ortaya koyan bir kesim var…
Herkesin elbet vardır bir beklentisi, bir beklentimiz de 7’den 70’e her bireyin umutları yeşil kalması olsun ve hayalleri olsun. Çabalamaktan ve beklemekten aciz olmayalım ki geleceğimize ışık tutan kişi biz olalım.
































YORUMLAR