Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

UYANIK SATICILAR

Kimi pazarcıların uyanıklığı mı yoksa üç kağıtçılığı mı demek gerekir bilemiyorum, özellikle semt pazarlarında hepimiz tanık olmuşuzdur. Pazarcıların kimileri sattığı elma, portakal gibi meyvelerin ve soğan, patateslerin ya da öteki ürünlerin iyilerini ve büyüklerini tezgahtaki en öne dizerler. Daha küçük hatta işe yaramazları arka kısma koyarlar. Zaten seçmek yoktur. Siz öndekilere aldanıp almaya kalkarsanız kaşla göz arasındaki o ufakları poşete doldururlar. Kendine göre uyanıklıktır ama bence kul hakkı yemektir. Birkaç kez başıma geldi hatta kimilerini götürüp iade etmişliğim vardır.

Geçen hafta uğradığım bir semt pazarında balıkçıları dolaşırken tezgahlara şöyle bir göz attım. Bu sene balık bolluğundan olacak hem çeşit çok hem de taze balıklar çoğunlukta. En sondaki bir balıkçıdan alış-veriş yaparken tezgahtaki palamutlar gözüme çarptı. Çok taze görünüyorlardı. Bir tane de onlardan almak istedim. Satıcıya isteğimi söyledim. Ben bekledim ki öndeki balıklardan verecek ama adam arkadaki tezgahtan bir balık seçip bana gösterdi. Onun taze olup olmadığını sorunca “çok taze” diye yanıt verirken solungacını açıp gösterdi. Ön tezgahtakilerin solungaçları nar çiçeği kırmızısı, bana gösterdiği vişne çürüğü. Adama 20 kusur sene deniz kıyısında kaldım. Balığın taze olup olmadığını iyi anlarım demedim. İçimden “sen kırmızı kalemi yedin” yedim. Benim bir huyum var. Yanlış yapan satıcının yanına, işyerine bir daha uğramam. Yıllar önce Afyonkarahisar kent merkezinde tavuk, yumurta vs satan bir zincir dükkandan bir akşam üstü öte beri bir şeyler alıp çıktıktan sonra 15-20 adım atmıştım ki biri koşup gelip elimdeki poşetlere resmen saldırdı. “Ne oluyor” dedim. “Abi dükkana kadar gidelim” dedi. Dükkana gittiğimizde poşetlerden birini kasadan geçirmediklerini söylediler. “Siz de hiç utanma yok mu? hırsız gibi poşetlere saldıracağına adam gibi söyleseydin ya!” dedim. Özür filan dilediler ama o iş yerine 16 yıldır adım atmıyorum. Şimdi bu balıkçıya da asla bir daha uğramam.

Bu uyanık balıkçı bana bir Antik Çağ öyküsünü anımsattı. Kıyı Ege’de Aydın-Söke-Güllübahçe’de Priene adlı güzel antik bir kent vardır. Helenistik Çağı’n en güzel kentlerinden biri olan bu kent çok iyi korunmuş olması nedeniyle “Anadolu’nun Pompeisi” olarak ünlenmiştir. Antik kenti gezerken kendinizi Antik Çağ’da sanırsınız. 2500 yıl önce Priene denizin kıyısında bir liman kenti konumunda idi. Bugün Priene denizden kuş uçumu 10 km uzakta kalmıştır. Çünkü Büyük Menderes nehri getirdiği alüvyonlarıyla denizi doldurmuştur.

Priene Antik Kenti’ni gezerken agoranın bitişiğinde et ve balık pazarını görürsünüz. Antik Çağ’da burada taze balık ve et satılıyordu. O çağda bugünkü zabıta görevini yaparak pazardaki düzeni sağlayan “Agoranomos” adlı pazar yöneticileri vardı. Bunlardan birisi, pazardaki balık satıcılarının balıkları sıklıkla sulamalarını yasak etmişti. Herhalde balıkların taze olup olmadığını herkes anlasın ya da balıkçılar sadece günlük taze balık satsınlar diye böyle bir karar alarak uygulamaya koymuştu.

Balıkçılar, MÖ 5. yüzyıl bir vazo resmi

Balıkçılar ise bu işten çok sıkıntılı idiler. Bez tentenelerin yaz sıcağından koruyamadığı balıklar sık sık sulanmayınca çabucak bozuluyorlardı. Ama balıkçılar kısa sürede bu işe bir çözüm yolu buldular. Gerektiği zamanlarda sırayla sıcaktan bayılma numarası yaparak kendilerini yere atıyorlar, öteki balıkçılar ise bayılana hemen su kovası ile yardıma koşuyorlardı. Tabii suyun çok az kısmı yalandan bayılana, geriye kalanı balıkların üstüne! Sözün özü: İnsanoğlunun kimi huyları hiç değişmiyor demek ki.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER