Futbol bazen sadece bir oyun değildir. Bazen bir neslin çocukluğunu, bir diğerinin yarım kalan hayallerini tamamlayan uzun bir yolculuktur. İşte biz, tam da böyle bir serüvenin içinden geçerek yeniden Dünya Kupası sahnesine dönüyoruz.
20’li yaşlardakiler için bu, belki de ilk kez hissedilen o tarifsiz heyecan… 50’li yaşlardakiler içinse yarım kalmış bir hikâyenin yeniden yazılması. Çünkü bu ülkenin futbol hafızasında Dünya Kupası, her zaman biraz özlem, biraz gurur ve biraz da “keşke” demekti.
FIFA Dünya Kupası sahnesinde bugüne kadar yalnızca iki kez boy gösterebildik. Dünya Kupası vizesini ilk kez 1950’de alan Ay-Yıldızlılar, o dönemin imkansızlıkları sebebiyle turnuvadan çekildi. İlk olarak 1954’te İsviçre’deydi; ikincisi ise hafızalara kazınan 2002’de, Güney Kore ve Japonya ortaklığında düzenlenen o unutulmaz turnuvaydı. Aradan geçen 24 yıl boyunca nice jenerasyonlar değişti, umutlar yeşerdi, hayal kırıklıkları yaşandı… Ama o büyük sahneye dönüş bir türlü gerçekleşmedi.
Ta ki şimdiye kadar.
“Bizim Çocuklar” bu kez farklı bir hikâye yazdı. Vincenzo Montella yönetiminde, yalnızca mücadele eden değil, inanan ve vazgeçmeyen bir takım izledik. Dünya Kupası Elemeleri E Grubu’nda İspanya, Gürcistan ve Bulgaristan gibi zorlu rakiplerle karşı karşıya geldik. İspanya’nın namağlup lider tamamladığı grupta, Millilerimiz 13 puanla ikinci sırayı aldı ve kaderini play-off’a bıraktı.
Belki de hikâyeyi güzelleştiren tam olarak buydu. Kolay gelmeyen başarıların değeri her zaman daha büyüktür.
Önce Romanya karşısında alınan o kritik 1-0’lık galibiyet… Ardından Kosova deplasmanı. Priştine’de, Fadil Vokrri Stadı’nda oynanan o maç, sadece bir futbol karşılaşması değildi; bir milletin bekleyişinin son perdesiydi. Ve sahneye çıkan isim Kerem Aktürkoğlu oldu. 53. dakikada gelen golle yalnızca bir maç değil, 24 yıllık hasret de sona erdi.
O an, milyonlarca insanın kalbi aynı anda attı. Televizyon başında, sokakta, kahvede… Herkes aynı duyguyu paylaştı.
Şimdi önümüzde yeni bir meydan okuma var. Önümüzdeki yaz ayında düzenlenecek Dünya Kupası’nda A Milli Takımımız D Grubu’nda ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 14 Haziran’da Avustralya, 20 Haziran’da Paraguay ve 26 Haziran’da ABD ile oynayacağımız maçlar, sadece skor tabelasını değil, bu yeni jenerasyonun karakterini de gösterecek.
48 takımın yer alacağı ve toplam 104 maçın oynanacağı dev organizasyon, 11 Haziran 2026’da Meksiko’daki Azteca Stadı’nda başlayacak. Final ise 19 Temmuz’da New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda oynanacak. Yani dünya futbolunun kalbi bir ay boyunca hiç durmadan atacak.
Ve biz, o kalbin tam merkezinde olacağız.
Belki kupayı kazanmak zor. Belki gruptan çıkmak bile büyük bir mücadele gerektirecek. Ama bu kez mesele sadece sonuç değil. Bu kez mesele yeniden orada olmak, yeniden hatırlanmak ve en önemlisi yeniden hayal kurabilmek.
Çünkü futbol bazen bir skor değildir. Bazen bir ülkenin kendine olan inancını yeniden kazanmasıdır.
Ve biz… Yeniden inanıyoruz.
































YORUMLAR