Yaz aylarının bu son günlerinde bir hafta sonu hem kafamı dinlendirmek hem de ilimizde bulunan bir köye gidip orada üzüm bağında farklı bir atmosfer yaşamak istedim.
Daha önce yıllarda Mudanya’da kaldığım zaman içerisinde dünyaca üzümü ile ünlü Çağrışan Köyünde arkadaşımın bağına gitmiş orada ellerimde eldiven ve makas ile üzümleri kesme güzelliğini yaşamış ve birçok üzüm çeşidi ile karşılaşmıştım. Gerçekten tadına doyum olmamıştı.
Geçtiğimiz hafta içerisinde ilimizin en eski okullarından birisi olan Cumhuriyet İlkokulu yanında üzüm satan Recep Akdağ Bey ile tanıştım. Köy üzümü olduğu için hemen dikkatimi çekmişti. Üzümden bir tane alıp tadına baktığımda ekşi ve tatlısı bir karışım çok hoşuma gitmişti. Üzüm bağının kendisine ait olduğunu öğrendim ve en kısa zamanda gelip görmek istediğimi söyledim. Recep buna çok çok sevindi.
***
Hafta sonu saat 10:00 gibi Recep Beyi aradım ama telefon açılmasına rağmen bir türlü irtibat kuramadık. Gitmekten tam vaz geçtiğim anda Recep Bey beni WhatsApp üzerinden aradı. Telefonundaki arızadan dolayı buradan aradığını anlattı. Sizi bekliyorum buyurun gelin dedi. Bulunduğum konaktan arabamı tekrar çalıştırarak Saraydüzü Köyünün yolunu tuttum.
Köyün girişine vardığımda karşıma çıkan iki yoldan ben sağdakini tercih ettim. Köyün camisinin yanına vardığımda Recep Beyin evinin camin diğer tarafında olduğunu söylediler. Köyün girişindeki soldan devam etseydik sormama gerek kalmayacaktı. Çeşmenin başında aracımı park ettim. Elimi yüzümü yıkadım. Mustafa hocam diyen sese doğru dönüp baktığımda genç bir arkadaşı gördüm. Recep Beyin oğlu Oğuz yanıma geldi.
“Hoş geldiniz. Babam sabah erken saatte bahçeye gitti, sizi ben götüreceğim” dedi. Aracımı onların evin önüne park edip, Oğuz’un aracı ile bahçeye hareket ettik.
Oğuz, ana yoldan gireceğimiz tam karşıdaki toprak bir yola girmeden yolun durumunu anlattı: “Mustafa Hocam şu karşıda gördüğünüz yaklaşık 3 kilometre ileride yeşillik bir alan var, işte biz oraya gideceğiz. Maalesef yolumuz kötü buraya gitmek için insanlar bir hayli zorlanıyor. Herkesin arabası bu yollardan geçmeye müsait değil şimdi siz de göreceksiniz. Köyümüzün muhtarı bunun düzelmesi için gerekli çabayı gösteriyor. Hatta en son İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper Bey söz vermiş. Bu yolun düzelmesi için greyder gönderip çakıl taşları atacak diye çok sevindik ama hala bu gerçekleşmedi. Umudumuzu sürdürüyoruz. Bu yolun yapımı demek Saraydüzü köyünün kalkınması demektir.”
Oğuz’un bu sözlerini yol boyu düşündüm.
***
Bahçeye giden yol üzerinde genelde biber toplayan insanlarla dolu ve her taraf yemyeşil. Fakat insanların sıcak altında çalışması gerçekten zor. Genelde insanlarımız pazara gittiğinde zor şartlar altında çalışan ve evinin geçimini zor şartlarda gidermeye çalışan bu insanlara indirim yap diye baskı oluşturuyoruz. Oysa bu çok yanlış bir davranış bence.
Aslında çok basit düşünmemiz lazım. Bir kafeye gidince insanlarımız bir kahve içip 150 Türk lirası bırakırken indirim için sesi çıkmıyorsa, o zaman köylü kardeşimden de indirim istenmemeli bence.
***
Her neyse bu konuyu bir kenara bırakıp yolumuza aracımız ile patika yoldan devam edip köyün bir hayli dışında olan bahçeye geldiğimizde gözlerime inanamadım.
Ben üzümü bağına gelmek için Afyon’dan hareket etmiştim oysa her taraf birbirinden farklı çiçek tarlasında buldum kendimi.
Oğuz şaşkınlığımı görünce gülümsedi: “Hocam merak etme üzüm bağımız bahçenin en üst köşesinde sizi oraya götüreceğim sonra birlikte 37 bin metre kare olan bahçeyi gezeceğiz, umarım yorulmazsın.” Ben de gülümsedim.
Bahçenin girişinden itibaren dedesinin bu bahçeye ömrünü verdiğini anlattı: “Su olmayan bu yerde bugün elektrik ve su var. Bu güzel görüntüler için çok emek verdi. Dedem ve babamdan Allah razı olsun. Biz iki kardeş bu çiçeklerle ilimize gelir kazandırmak istiyoruz ama tabii ki önce köyümüz Saraydüzü ön planda olacak. Bizim ile bu köyden çiçekçilik yapan iki kişi daha var. Herkes kendi açısından güzel çalışmalar yapıyor. Aramızda hiçbir sorunumuz yok. Herkes kendi işinde gücünde çalışmasına devam ediyor.”
***
Bahçenin en üst kısmına vardığımızda Recep Bey bizi bekliyordu, aracımızdan inerek kısa bir sohbet için üstü kapalı ama her tarafı açık olan bu yerde hanımların farklı farklı çiçekleri ayırdıklarını gördüm.
Recep Bey hemen konuya girerek “Aslında bizim işimiz çiçekçilik Mustafa Hocam” dedi. “Buyurun öncesi sizi üzüm diktiğimiz alana götüreyim” diyerek o bölgeye doğru yürümeye başladı.
Recep Bey, “Bu gördüğünüz alanda 22 üzüm çeşidi bulunmakta her birinin lezzeti çok farklı bunu siz de göreceksiniz. Bizim üzüm üzerinde deneme çeşitlerimizde var. Horoz karası, kokulu beyaz üzüm, kuş üzümü, peygamber üzümü.”
Bahçeyi gezdiğim yerde büyük iri taneli (razaki), siyah iri taneli kara üzüm, iri taneli kırmızımsı sofralık üzüm, İnce kabuklu iri ve aromalı çavuş üzümü, erken olgunlaşan Yalova incisi, kurutmalık ve şarap üzümleri, Çekirdeksiz Sultaniye üzümü, Boğazkere, öküzgözü, Emir üzümü yüksek rakımlı yerlerde yetişen, Çekirdeksiz beyaz üzüm, Kara Dimrit, Tilki kuyruğu, Misket üzümü. Allah’ım bu kadar çeşidi görmemiştim.
Aslında ben üzüm yemekten ziyade fotoğraf ve video çekimleri için kendimi endekslemiştim ve öyle de oldu.
Tabii ki üzümlerin içerisinden geçerken bahçe içerisinde yerde sarı renkte yatan kabakları görünce sordum: “Recep Bey bu kabaklardan bahseder misin?”
Aldığım cevap beni şaşırttı: “Bunlar Cadı kabağı, Cadılar Bayramında insanlar bunları çok istiyorlar. Biz de bunu burada yetiştiriyoruz.”
“Peki bunların sizden alıcısı var mı” soruma “Elbette var Mustafa Hocam. Bakın irili ufaklı farklı renklerden oluşan bu kabaklar dekoratif süs eşyası olarak kullanılıyor ve müşterimiz hazır” diyerek gülümsedi.
***
Yürüdükçe bahçe içerisinde birbirinden farklı çiçeklerin isimlerini de öğrenmeye başladım. Beyaz, lacivert renklerden oluşan Statis çiçeklerinin görünümleri bir başka havalı. Beyaz yeşil tonlarda olan gelin çiçeği, isminden de belli olduğu gibi özel çiçekler olarak kalbimizde her zaman. Bahçenin neredeyse yarısını kaplayan Horoz İbiği (Amaranthus) koyu kadifemsi rengi ile adeta kendine çekiyor. Çiçek bahçesinde gezinmeye devam ederken Safran ve Beyaz zambak tohumları atılmış büyümeye bırakılmış durumda.

Böylesine güzel bir bahçede yok yok, Karadeniz bölgesinin en önemli değeri olan fındık bile bulunuyor tabi ki bununla birlikte vişne, kiraz, badem elma böğürtlen, dut, nar, üzüm, ayva ve 7 cins çam ağacı bulunmakta.
Demek ki insanoğlu çalışmayı seviyorsa başaramayacağı hiçbir şey yok. Bu anlamda Saraydüzü köyünün çalışkanı insanı Recep Akdağ ve ailesinin her bireyini yürekten kutluyorum.
Hem kendilerini hem de köylerinin, ülkemiz de adlarını çok kısa zamanda altın harflerle yazdıracaklarına inanıyorum. Belki çiçek pazarının başkenti olma yolunda ilerleyecekler. Neden olmasın.
***
Etrafı ağaçlarla çevrili bu güzel bahçenin içerisinde gerçek köy kahvaltısını Afyonkarahisar’ı seyrederek yapabilirsiniz. Ben böyle bir öneri getirdim kendilerine.
Fiatları uçuk olmayan köy kahvaltısının tadını herkes almalı diye düşünüyorum. Aslında kendilerinin de böyle bir düşünceleri olduğunu ama bunun toplumuzda kabul görüp görmeyeceği konusunda karasız olduklarını anlattı Oğuz Akdağ.
Çok fazla çeşit yerine doğal ürünleri koyduğunuzda bu işi gerçekten başarı ile yapacaklarını anlattım. İnsanlar buraya sadece kahvaltı için gelmeyeceklerini sizin bu bahçede ürünlerinizi görüp güzel anılar bırakacaklar. İşte bu anlamda hem siz hem de ziyaretçiler kazançlı çıkacaklar inanın.
Çok fazla zamanım olmasa da burada bulunmaktan keyif aldığımı söyleyerek Recep Akdağ kardeşime gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ederek bende güzel anılar bırakan bahçeden Oğuz kardeşimin arabası ile tekrar köyün yolunu tuttuk. Yol boyu biber tarlalarından geçerek sıcakta altında çalışan köy kadınların durumlarını konuşarak 3 kilometrelik bozuk yolu tamamlayıp ana asfalta çıktık.
Aslında bu yolun en kısa zamanda yapılması için İl Genel Meclis Başkanı Mehmet Siper Bey gerekli talimatı vermesine rağmen bunun neden uygulamaya konmaması merak ettim doğrusu.
Ben değerli Başkan Mehmet Siper beyin bu işin üzerine gideceğini ve bu sorunu çözeceğine inanıyorum. O verdiği her sözü yerine getirmeyi seven değerli bir kardeşim.
Umarım müjdeli haberi en kısa zamanda alırsınız. Sevgili okurlarım ve değerli arkadaşlarım her şey gönlünüzce olması dileği gününüz sağlıklı güzel geçsin. Sevgilerimle
































YORUMLAR