Şehir Artık Eski Kalıplara Sığmıyor
Afyonkarahisar’ın nüfusu 2025 yılı sonu itibarıyla 750 bin sınırını aşmış ve büyükşehir olabilmek için kanunda öngörülen nüfus şartını yerine getirmiştir.
Elbette nüfusun bu sınırı geçmesi, Afyonkarahisar’ın kendiliğinden büyükşehir olacağı anlamına gelmiyor. Bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanuni bir düzenleme yapılması, milletvekillerinin girişimde bulunması, siyasi iradenin harekete geçmesi ve şehirde güçlü bir toplumsal talebin oluşması gerekiyor.
Ancak asıl tartışmamız gereken mesele yalnızca Afyonkarahisar’ın büyükşehir unvanı alıp almaması değildir. Esas mesele, şehrin bugünkü parçalı yönetim yapısıyla geleceğe hazırlanıp hazırlanamayacağıdır.
Çünkü Afyonkarahisar artık eski idari kalıplara sığmıyor.
Şehir merkezi, çevresindeki beldeler, üniversiteler, sanayi alanları, termal oteller bölgesi ve yeni yerleşim alanları fiilen birbirine bağlanmış durumdadır. İnsanların günlük hayatı belediye sınırlarına göre şekillenmiyor. Afyonkarahisar merkezinde oturan bir kişi Erkmen’de çalışabiliyor, üniversite bölgesine gidiyor, çevre yollarını kullanıyor, termal bölgede vakit geçiriyor veya çevredeki beldelerle sürekli ilişki kuruyor.
Buna karşılık şehir hâlâ birbirinden bağımsız belediyeler, farklı imar anlayışları ve parçalı ulaşım kararlarıyla yönetiliyor.
Bir belediyenin sınırında düzenli görünen yol, diğer belediyenin sınırına girildiğinde değişebiliyor. Kaldırımlar, refüjler, yeşil alanlar, bina yükseklikleri, yol kenarındaki yapılaşmalar ve ticaret alanları birbirinden farklı anlayışlarla düzenleniyor.
Özdilek Kavşağı’na doğru giderken bir tarafta Afyonkarahisar Belediyesi sınırları içinde kalan yapılaşmayı, diğer tarafta Erkmen sınırlarında yol kenarlarına kadar uzanan binaları görmek mümkündür. Şehir aynı şehir, yol aynı yol, insanlar aynı insanlar olduğu hâlde planlama anlayışı belediye sınırı değişince farklılaşmaktadır.
Oysa çağdaş şehircilik, belediye sınırlarına göre değil; nüfus hareketleri, ulaşım ilişkileri, altyapı ihtiyaçları, ekonomik gelişme ve çevre şartları dikkate alınarak yapılır.
Afyonkarahisar’ın artık şehrin tamamını kapsayan bir ulaşım ve imar planına ihtiyacı vardır.
Şehrin trafik sorunu her geçen yıl büyüyor. Kavşaklardaki yoğunluk, otopark yetersizliği, merkezdeki sıkışıklık, toplu taşımanın dağınıklığı ve çevre yerleşimlerle merkez arasındaki ulaşım kopukluğu günlük hayatı zorlaştırıyor.
Bu sorunların her belediyenin kendi sınırları içerisinde ayrı ayrı çözülmesi mümkün değildir.
Şehir merkezinden Erkmen’e, üniversitelerden sanayi bölgelerine, termal otellerden çevre yerleşimlere kadar bütün ulaşım sistemi tek bir ana plan içinde ele alınmalıdır. Toplu taşıma güzergâhları birbiriyle uyumlu hâle getirilmeli, otopark alanları planlanmalı, yeni yollar ve kavşaklar şehrin gelecekteki nüfusu dikkate alınarak düzenlenmelidir.
İleride gündeme gelebilecek raylı sistem gibi büyük ulaşım projelerinin de parçalı belediye yapısı içerisinde hayata geçirilmesi oldukça zordur.
Büyükşehir statüsü, bütün bu alanlarda tek merkezden ve uzun vadeli planlama yapılmasına imkân sağlayabilir.
Afyonkarahisar’ın büyükşehir olması gerektiğini savunmamızın bir başka önemli sebebi de yetişmiş genç nüfusumuzu kaybetmemizdir.
Şehrimizde yetişen gençler, nitelikli iş imkânlarının sınırlı olması, sosyal ve kültürel hayatın yeterince gelişmemesi ve geleceklerini burada görememeleri nedeniyle başka şehirlere gitmektedir. Üniversiteyi bitiren gençler Eskişehir’e, Ankara’ya, İstanbul’a, İzmir’e, Konya’ya veya başka şehirlere yönelmektedir.
Bir şehir yalnızca nüfusuyla değil, yetişmiş insanlarını koruyabilmesiyle büyür.
Gençlerin sokaklarında, iş yerlerinde, üniversitelerinde, kültür merkezlerinde ve üretim alanlarında yer almadığı bir şehir zamanla canlılığını kaybeder. Afyonkarahisar’ın gençlerini başka şehirlere gönderen değil, başka şehirlerdeki gençleri kendisine çeken bir merkez hâline gelmesi gerekir.
Elbette büyükşehir olmak tek başına işsizliği ortadan kaldırmayacaktır. Fakat daha büyük ölçekli yatırımların planlanması, sanayi ve teknoloji alanlarının oluşturulması, üniversitelerle yerel yönetim arasında iş birliği kurulması ve yatırımcılara daha güçlü bir şehir vizyonu sunulması bakımından önemli fırsatlar oluşturabilir.
Eskişehir kültür, eğitim ve sosyal hayatıyla; Denizli sanayisi, ihracatı ve girişimciliğiyle; Konya ise sanayi, tarım, ulaşım ve şehirleşme alanındaki büyüklüğüyle çevresine yön veren şehirler hâline gelmiştir.
Afyonkarahisar’ın görevi bu şehirlerin gelişmesini uzaktan seyretmek değil, onların tecrübelerinden yararlanarak yeniden yarışa katılmaktır.
Çünkü Afyonkarahisar’ın coğrafi konumu, iki üniversitesi, tarihî birikimi, termal kaynakları, mermeri, gastronomisi ve ulaşım avantajları böyle bir yarışa girmek için fazlasıyla yeterlidir.
Eksik olan potansiyel değil, bu potansiyeli ortak bir hedef etrafında toplayacak yönetim iradesidir.
Büyükşehir statüsü, doğru kullanıldığı takdirde Afyonkarahisar’a bu iradeyi oluşturabilecek idari ve mali imkânları sağlayabilir.
Afyonkarahisar büyükşehir olmalıdır.
Sadece adı büyüsün diye değil; gençleri şehirde kalsın, ulaşımı rahatlasın, imarı düzene girsin ve geleceği bugünden planlanabilsin diye…
































YORUMLAR