Nalbant Hidayet ismi ile nam yapmış işyerinde bir taraftan ocakta nal üretirken diğer tarafta atlara nal çakılan işyeri. Alın teriyle hayatını kazanmak tam da bu olmalı.
Hidayet amca yaklaşık 80-90 kg ağırlığında orta boylu gevrek sesli, yüksek tondan konuşan, beyaz tenli kardeşi ihsan ağabey ise yaklaşık 175 boyunda orta halli o da ağabeyi gibi yüksek tonda konuşan birisiydi. İşyerinde ortam gürültülü olduğundan yüksek sesle konuşurlardı. Nalbant Hidayetin İsmail adında travers fabrikasından emekli bir oğlu, iki kızı, ihsan ağabeyimin Mustafa ve Zafer ve ibrahim adında iki oğlu vardır. Mustafa bir lise de Edebiyat dersi başöğretmeni, Zafer ise oto alım satım işiyle uğraşmakta İbrahim Aydında öğretmenlik görevini ifâ etmektedir
Hidayet amca babamın nallık diye kestiği demirleri her gün ikindiden sonra at arabasıyla gelir tarttırıp arabaya yükler götürürdü. Bir ara dükkanının bir duvarına ilaveten ikinci bir duvar halinde nallıkla doldurmuştu. Sonraları demir kesme makinesi edinip kendi nallığını kendisi kesmeye başlamıştı.
İhsan ağabeyim babamların yanında bir ara çalışmış daha sonraları ağabeyi hidayet amcamla mesleğini sürdürmüştü. Kalfamız olduğu için nalbant ihsan yerine İhsan ağabey demekteyim. O da ağabeyi gibi zanaatının ehli bir ustaydı. Eskiden hiçbir usta kalfasından veya çırağından sanatının inceliklerini esirgemez, yanında çırak yetiştiğinde ona işyeri açmak için yardım eder. Onunla bir evladıymış gibi gurur duyardı. Babamda İhsan ağabeyimden bahsederken onu över iyi ustadır, iyi zanaatkardır derdi. Öyleydi de.
Şimdi nalbantlığın her tarafı zanaat olsa ne olacak diyenler çıkabilir. Ama işin aslı öyle değil; ağzı dili olmayan bir canlıya nal çakıyorsun ve o nal ve mıhlar haftalarca atın ayağında kalıyor yanlış çakarsan mıh etine değerse söyleyemez garip. Takılan nal ayağına tam oturmazsa o ayağını tam basamaz hatta topallardı. Ancak mesleğinin erbabı bir ustanın çaktığı nal atın daha düzgün yürümesini sağlardı. Babam tarif ederken yeni alınan ayakkabı ayağını vurursa nasıl topallarsan yanlış takılan bir nal atı topallatır rahat ettirmez derdi.
İhsan ağabeyim Ocak karşısında nal yapar, karşısında en az iki kalfayı yorar hızlı çalışır sabahtan akşama kadar hiç durmaz yemek ve namaz dışında bir elinde çekiç diğer elinde kısaç ile hem ocağa bakar hemde nal üretirdi. Karşısında balyoz kullanan Mustafa(TÜP) ve ismini hatırlayamadığım bir elemanı akşama kadar yorardı. Eli boş olan Hidayet amcama yardıma gider atın ayağını tutar; Hidayet amcamda nallardı. Ata nal çakmak kolay bir şey değildir. Herkes yapamaz…
Atın ayağı kalfa tarafından kalın urganla yukarı kaldırılır, yerine göre kalfa sağ veya sol omzu ile ata yaslanır ayağın oynamamasını sağlarken atın yükünü de üzerine alırdı. Önce eski nalın mıhlarının uçları çıkacak şekilde düzeltilir, mıhlar alınır veya nal ile birlikte bir tarafı destekli kerpetenle nal sökülür, arkasından tırnağın uzayan kısımları suntureç ( atın tırnak tabanını düzleştirmek için kullanılan keskin alet) ile düzeltilir, tırnağın orta kısmı yandan keskin bıçak çekiç yardımıyla temizlenir, önce atın tırnak bakımı yapılır sonra tırnağın büyüklüğüne göre nal seçilir, gerekiyorsa nal açıklığı tırnağa göre ayarlanır sonra nal yerine çakılırdı. Mıhların uçları kerpetenle kesilir çıkmaması için uçları geriye çevrilir, sondan bir önceki işlem törpü ile atın tırnağı nal seviyesine törpülenir son olarak yanık yağla yağlanır sanki ayakkabı boyası gibi siyahlaşır ve güzelleşirdi. Bu işlem atın diğer üç ayağına da yapılır işlem tamamlanırdı. Bir at yaklaşık yirmi ile otuz dakikasını alırdı. Eğer ayağında mantar gibi hastalık varsa tırnağı iyice temizlenir merhem sürülür yün ile desteklenir ve kapalı dediğimiz üç mm saçtan atın tırnağı ölçüsünde kesilerek kıyılanmış kapalı nal çakılırdı.
Hidayet amcama bir defasında huysuz ir at tepmiş kolunu bilekten birkaç parça kırmış tedavisi yaklaşık bir ay sürmüştü. Bu insanlar işlerini layıkıyle yaparak hayvanların duasını alan insanlardı… Oğlu İsmail ile muhabbetimiz devam etmektedir.
Şimdilerde ne nalbant kaldı ne de at arabası; Rahvan at severler olmasa at da göremeyeceğiz. Mesleği bıraktıktan sonra İhsan ağabeyim besicilikle uğraşmaya başladı, çarşıya çıktığında uğrar oturur eskileri yâd ederiz.
Bu dünyadan faniye adım atmış tüm esnafımızın Mekanları Cennet olsun.

































YORUMLAR