Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Hüseyin Bay
Hüseyin Bay

Kötü Olan Dünya Değil, Ona Baktığımız Yer Kötü ve Yaralı

Dünya kötü değildir; kötü olan, insanın dünyaya bakışındaki yaradır. Dünya, çoğu zaman insanın yenilgilerini sakladığı büyük bir aynadır.

Biz çoğu zaman hayatı suçlarız. Toprağı, bedeni, zamanı, arzuyu, ölümü, yaşlanmayı, açlığı, yorgunluğu… Sanki bütün bunlar başlı başına bir kötülükmüş gibi. Oysa dünya insana ihanet etmez; insanın dünyayla kurduğu yanlış ilişki insana ihanet eder.

Taş taşlığını yapar, su akar, ateş yakar, beden acıkır, kalp sever, zaman geçer. Kötülük çoğu zaman varlığın kendisinde değil, varlığı ele geçirme arzumuzdadır. Belki de dünyayı kötü görmek, insanın kendi sınırlılığıyla yüzleşmekten kaçmasının en eski yollarından biridir.

Dünyayı aşağılayan insan, aslında kendi ölçüsüzlüğünden korkar. Çünkü dünya güzeldir; fakat bu güzellik esir alınamaz. Asıl kötü olan dünya değil, dünyanın önüne çekilmiş ideolojik, ahlaki ve tinsel perdedir.

Haz vardır; fakat tapınağa çevrildiğinde kölelik üretir. Mal vardır; fakat mutlaklaştırıldığında sahibini mülküne hizmetkâr eder. İktidar vardır; fakat ahlaktan kopunca insanı önce başkalarına, sonra kendine zalim kılar. Güç istenci, insanın kendini gerçekleştirmesi ve kendini aşarak olgunlaşmaya yönelmesi bakımından kötü değildir; hatta insan oluşun asli imkânlarından biridir. Fakat bu istenç, başkasının üzerinde tahakküme dönüştüğünde çürür, kirlenir ve zulme dönüşür.

Beden de günah değildir. Beden, ruhun mezarı değil; insanın dünyaya açılan kapısıdır. Aynı zamanda zihnin, bilincin ve bütün insani tecrübenin üzerinde yükseldiği sağlam bir kaidedir. Gözle görürüz, elle dokunuruz, kalple ürpeririz. Açlıkla sınırımızı, sevgiyle sonsuzluk arzumuzu hatırlarız. Bedeni hor görmek, insanın yeryüzündeki varlığını hor görmektir.

Bununla birlikte, tarih boyunca birçok dinî ve mistik anlatı, bedenin üzerine kendi iktidarını kurmaya çalışmıştır. Kimi din adamları, kimi şamanlar, kimi sözde kurtarıcılar, insanın doğal ve sağlıklı bedenine günah, korku ve suçluluk zerk ederek kendilerini vazgeçilmez kılmışlardır. Onlar, çoğu zaman sağlam bedene afyon vermeye çalışan sahte diplomalı hekimler gibidir. Fakat bedene tapmak da onu özgürleştirmez; yalnızca insanı başka bir putun önünde diz çöktürür.

Asıl mesele dünyadan kaçmak değildir; dünyaya yenilmeden dünyada kalabilmektir. Çünkü dünya ne cennettir ne cehennem. O, insanın hem var olduğu hem de varlığının bilincine vardığı yerdir. Burada zulüm de mümkündür, merhamet de; çürüme de mümkündür, iyileşme de. Burada doğmak da insanidir, yaşamak da, ölmek de.

Değersiz olan dünya değildir; dünyayı değersizleştiren anlatılardır. Kötü ve tiksindirici olan, hayatı hor gösterip insanı kendi varlığından utandıran söylemlerdir. Bedeni değersizleştirerek ruh ticareti yapanlar, dünyayı küçümseyerek cennet pazarlayanlar, çoğu zaman insanı özgürleştirmekten çok ona yeni zincirler takarlar.

Hayatın geçici olması, onu değersiz kılmaz. Aksine, sınırlılık eşyaya ağırlık, zamana vakar, sevgiye titreme katar. Bir çiçeğin solacak olması kokusunu eksiltmez. Bir insanın ölecek olması, yüzündeki ışığı hükümsüz bırakmaz. Ölüm, hayatı iptal etmez; ona derinlik kazandırır.

Dünya kötü değildir. Dünya eksiktir, yaralıdır, sınırlıdır. Fakat insan emeğiyle, adaletle, akılla ve merhametle daha iyi olabilir. Öğreti ve anlatıların tasallutunda savaşla, ölümle ve zulümle dolabilir; fakat insanın aklı, vicdanı ve emeğiyle yeniden yaşanabilir bir yere de dönüşebilir.

En büyük erdem, dünyayı putlaştırmadan sevmek; bedene tapmadan onu incitmemek; ölümü bilerek hayatı küçümsememektir. Her şeye rağmen yaşamaktır: kurtlar kadar özgür, kartallar kadar yükseklerde; deniz kadar engin ve serin; aşk kadar sıcak, coşkun ve diri.

Çünkü dünya, kaçılması gereken bir lanet değil; insanın yarasını da imkânını da açığa çıkaran büyük bir sahnedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER