Potansiyelimizi Yönetebilmek İçin
Afyonkarahisar’ın büyükşehir olması gerektiğini savunurken meseleyi yalnızca şehir merkezindeki trafik, ulaşım ve imar sorunlarıyla sınırlandırmamak gerekir.
Şehrimizin termal turizmden Frig Vadisi’ne, gastronomiden mermere, tarımdan hayvancılığa kadar çok geniş bir ekonomik potansiyeli bulunmaktadır. Ancak bu değerlerin önemli bir kısmı birbirinden kopuk, parçalı ve kısa vadeli politikalarla yönetilmektedir.
Afyonkarahisar sahip oldukları bakımından zengin, bunları değerlendirebilme konusunda ise oldukça dağınık bir şehirdir.
Büyükşehir statüsü, bu dağınıklığın ortadan kaldırılması ve şehrin bütün değerlerinin ortak bir kalkınma planı içerisinde ele alınması için önemli bir fırsat olabilir.
Afyonkarahisar, Türkiye’nin en önemli termal kaynaklarına sahip şehirlerinden biridir. Buna rağmen termal turizmden elde ettiğimiz ekonomik ve sosyal fayda sahip olduğumuz potansiyelin çok altındadır.
Gazlıgöl havzasındaki plansız yapılaşma, yarım kalmış binalar, birbirinden kopuk tesisler, yetersiz çevre düzenlemesi ve sosyal alan eksikliği yıllardır çözülememektedir. Her bina başka bir anlayışla yapılmış, her tesis kendi sınırları içinde düşünülmüş, bölgenin tamamını kapsayan estetik ve işlevsel bir plan oluşturulamamıştır.
Oysa termal turizm yalnızca otel, oda, havuz ve konaklama anlamına gelmez.
Şehre gelen insanların otellerinden çıkması, Afyonkarahisar’ı gezmesi, alışveriş yapması, yöresel yemekleri tatması, tarihî alanları görmesi ve kültürel etkinliklere katılması gerekir. Turist oteline girip birkaç gün sonra şehri tanımadan ayrılıyorsa termal kaynağımız şehir ekonomisine yeterince katkı sağlamıyor demektir.
Gazlıgöl, Sandıklı, Heybeli ve diğer termal alanların ortak bir turizm politikası içerisinde ele alınması gerekir. Ulaşım, çevre düzenlemesi, tanıtım, yürüyüş yolları, sosyal alanlar ve altyapı yatırımları il genelini kapsayacak biçimde planlanmalıdır.
Büyükşehir belediyesi böyle bir bütünlüğün kurumsal taşıyıcısı olabilir.
Aynı durum Frig Vadisi için de geçerlidir.
Frig Vadisi, Afyonkarahisar’ın sahip olduğu en önemli tarih, kültür ve tabiat hazinelerinden biridir. Buna rağmen vadi yıllardır gerektiği biçimde turizme kazandırılamamış, yeterince tanıtılamamış ve çevresindeki köylerle güçlü bir ekonomik ilişki kurulamamıştır.
Frig Vadisi’nin gelişmesi yalnızca birkaç otobüs turistin bölgeye gelmesi anlamına gelmez. Köylerde pansiyonculuğun gelişmesi, yöresel ürünlerin satılması, kadınların ve gençlerin üretime katılması, rehberlik hizmetlerinin yaygınlaşması ve yeni iş alanlarının açılması demektir.
Bunun için vadinin yolları, yürüyüş rotaları, bisiklet parkurları, tanıtım merkezleri, yönlendirme levhaları, güvenliği ve çevre düzenlemesi ortak bir plan içerisinde ele alınmalıdır.
Her belediyenin veya kurumun kendi imkânlarıyla birkaç tabela dikmesiyle güçlü bir turizm bölgesi oluşturulamaz.
Afyonkarahisar’ın gastronomi alanındaki değerleri de ortak bir şehir markasına dönüştürülmelidir. Sucuk, kaymak, lokum, haşhaş, ekmek ve yöresel yemeklerimiz yalnızca belirli festivallerde hatırlanmamalıdır. Gastronomi, yılın tamamına yayılan bir üretim, tanıtım, eğitim ve turizm politikasının parçası hâline getirilmelidir.
Benzer şekilde mermer sektöründe de yalnızca blok mermer çıkarıp satmakla yetinmemeliyiz.
Mermerin Afyonkarahisar’da işlenmesi, tasarıma dönüştürülmesi ve katma değeri yüksek ürünler hâlinde dünya pazarlarına sunulması gerekir. Mermer sektörü mimarlık, sanat, tasarım, eğitim ve fuarcılıkla birleştirilmelidir.
Afyonkarahisar büyükşehir olduğunda ulusal ve uluslararası fuarlar düzenleyebilecek, sektörel tanıtımı daha güçlü yapabilecek ve yatırımcılarla daha kurumsal ilişkiler kurabilecek bir ölçeğe ulaşabilir.
Büyükşehir meselesinin en önemli boyutlarından biri de kırsal kalkınmadır.
Afyonkarahisar yalnızca şehir merkezinden ibaret değildir. İlçeleri, kasabaları ve köyleriyle birlikte büyük bir tarım ve hayvancılık merkezidir. Bu nedenle kurulacak büyükşehir modeli kırsalı ihmal eden değil, kırsal üretimi destekleyen bir anlayışa dayanmalıdır.
Köy yolları, sulama altyapısı, tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi, depolanması ve pazarlanması büyükşehir ölçeğinde planlanabilir. Kooperatifler desteklenebilir, üreticinin ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturacak sistemler kurulabilir.
Ancak büyükşehir statüsüne geçilirken köylerin ve küçük yerleşimlerin yaşayabileceği sorunlar da göz ardı edilmemelidir.
Su ücretleri, emlak vergileri, tarımsal yapılar, mera alanları ve köylerin mülkiyetleri konusunda koruyucu düzenlemeler yapılmalıdır. Büyükşehir olmak köylünün yükünü artırmamalı; tam tersine onun üretim gücünü desteklemelidir.
Büyükşehir statüsü tek başına bütün sorunları çözecek sihirli bir araç değildir. Yanlış yönetilen bir büyükşehir, kaynak israfını ve bürokrasiyi daha da artırabilir.
Bu nedenle büyükşehir talebimiz daha büyük makam araçları, daha gösterişli binalar veya yeni siyasi kadrolar oluşturmak için olmamalıdır.
Talebimiz daha planlı bir şehir, daha güçlü bir ekonomi, daha düzenli bir turizm politikası, daha üretken bir kırsal yapı ve daha kaliteli bir yerel yönetim olmalıdır.
Artık görev milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, siyasi partilere, meslek kuruluşlarına, üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine düşmektedir.
Afyonkarahisar’ın milletvekilleri parti ayrımı gözetmeden ortak bir çalışma yürütmeli, şehrin büyükşehir olması için gerekli kanun teklifini hazırlamalı ve meseleyi Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşımalıdır.
İlçelerin, beldelerin ve köylerin görüşleri alınmalı; dönüşümün faydaları ve muhtemel sakıncaları açıkça tartışılmalıdır.
Çünkü büyükşehir meselesi herhangi bir siyasi partinin değil, Afyonkarahisar’ın geleceği meselesidir.
Afyonkarahisar büyükşehir olmalıdır.
Sadece statüsü ve bütçesi büyüsün diye değil; turizmi gelişsin, üreticisi kazansın, tarihi korunsun, ekonomisi güçlensin ve sahip olduğu değerler gerçek anlamda şehrin refahına dönüşsün diye…
































YORUMLAR