Muhterem dostlar…
Son günlerde halkın oyları ile seçilen bir takım milletvekilleri ve belediye başkanları ne hikmetse seçildiği partiden istifa ederek başka partilere geçmeyi adet haline getirdiler.
Onları seçen seçmenlere ihanet ederek yok saydılar. Anadolu’da bir söz vardır: “Yemi bizim evde yediler yumurtaları başka folluğa bıraktılar.”
Bu iş ona benziyor. Günübirlik siyaset yapanlar belki o anda kendilerini kahraman addedebilirler ama bu sekil hareket edenler siyasi hayatını bitirdiklerini anlayamazlar. Makam ve mevkii için belki de menfaat için bu yolu seçmiş olabilirler ama onlara oy veren seçmenlere ve siyasi partiye ihanet ettiklerinin farkına varamayan kişiler olarak tarihe geçeceklerdir.
Ben bunları şuna benzetiyorum: Evli ve çoluk çocuk sahibi bir kadın düşünün… Çocuklarını bırakıp evli ve çocukları olan başka bir erkeğe gidiyor. Anadolu’da bizler buna ‘kuma’ gitti deriz. İlk bir iki ay birlikte mutlu olduklarını zannederler.
Hani yeni testi suyu soğuk tutar misali. Günler geçtikçe cicim ayı biter evde huzursuzluklar başlar. Evdeki ilk hanım ve adamın çocukları homurdanmaya başlar. Gidilen partinin seçmenlerine yeni katılan başkan ve milletvekilleri için kıskanmayan huzursuzluklar cabası.
Türk toplumunda bir atasözü vardır, “Çatılı öküzün arasına girme” diye. Böyle daldan dala atlayan siyasetçiler de siyasetin intihar ettiklerini anlayacaklar ama iş işten geçmiş olacak.
Toplum bunlar gibilere asla güven duymayacaktır. İnsanoğlu haysiyet ve şerefini çok zor kazanır. Amaaa. Bir anda kaybedebilir. Makam mevkii ve para hırsı insanları ne hale getiriyor.
Rahmetli Ordu milletvekili eski bakan Şükrü Yürür, Ankara da bir sohbet toplantısında anlatmıştı: Memleketin birinde para ve mevkii için her şeyi yapmaya müsait bir genel müdür varmış. Bir gün, elinde çanta güzel giyimli birisi gelmiş. “Sayın Genel Müdür, senin kıçında ben var” demiş. Müdür, “Sen memleketin gel müdürüne nasıl böyle söylersin utanmaz adam” demiş. Adam da “Beyefendi bu çantada 100 bin TL var. Ben yoksa bu para senin. Varsa sen bana bin lira vereceksin” demiş.
Bahse girerler…
Adam, geliyorum der çıkar gider
Müdür hemen eve gelir, “Hanım bu gün bir enayi geldi. Senin kıçında ben var. Varsa ben ona bin TL yoksa o bana 100 bin TL verecek” dedi.
Adam soyunur karısıyla bakarlar, hiçbir şey yok.
Ertesi gün alacakları yüz bin liranın sevdası ile sabahı zor ederler. Sabah müdür makamına gelir. Az sonra elinde çanta öteki adam içeri girer Müdür “Ahbap kaybettin. Ben de ben yok” der. Adam de “Böyle olmaz, ben var derim sen yok dersin, iki şahit bulalım deyince anlaşırlar.
Adam dışarı çıkar… Ellerinde çantaları olan iki kişi içeri girerler. Müdüre “İnceleyelim” derler. Genel Müdür soyunur. Bakarlar ki hiçbir şey yok. Adam elindeki para dolu çantayı müdüre verir. Müdür sevinçten göklere uçar
O arada adam diğerlerine siz de paraları verin. Adam iki çantayı alır, Genel Müdür şaşırır, ne oluyor deyince; adam “Biz bunlarla bahse girdik. Bu genel müdür para mevkii ve koltuk için her şeyi yapar, kıçını bile gösterir dedim. Ben kazandım” der.
Muhterem dostlar…
Siyasi yazı yamamaya gayret ediyorum. Ama bazen durumlara bakıyorum da siyasette kimin eli kimin cebinde belli değil. Ben sadece rahmetli Şükrü Yürür beyin anlattığını aktardım. Sağlıklı huzurlu ve mutlu günler yıllar diliyorum… Selam ve saygılarımla…
































YORUMLAR