Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

DÜNYANIN EN ESKİ MESLEĞİ DİLENCİLİK

Bir kentin uygarlık ve kültür seviyesinin göstergesi o kentteki müze, kütüphane, galeri, tiyatro binaları, yeşil alanlar ve kentin temizliği yanında insanlarının sosyal yaşamlarıdır. Halkı yoksulluk içinde olan kentler uygar olamazlar. Hele de dilencisi çok ise. Nedir dilenci? Dilenci: Yardıma muhtaç olduğu gerekçesiyle başka insanlardan para, yiyecek vb. şeyler isteyerek geçimini bu şekilde sağlayan kişiye denir. Dilencilik ise dilencinin yaptığı iş olup, Dünyanın en eski mesleklerinden birisi sayılır. Tarih boyunca her toplumda, her ülkede dilenci vardır. 17-18. yüzyıllarda İngiltere ve Fransa’da nüfusun yüzde 10’u, 1736’da Osmanlı’da nüfusun yüzde birinin dilenci olduğu söylenir. Osmanlı İmparatorluğu’nda dilenmenin yoğunlaşması sebebi ile yasaklar, sınırlamalar konmuştur. 1574 yılında yayınlanan bir ferman buna örnektir.

Özel kültürü, yaşam biçimi olan dilencilik günümüzde artık bir iş kolu haline gelmiştir. Adı, “Dilencilik Mesleği” olan bu iş, kolay yoldan ve yorulmadan para kazanmak isteyenler tarafından yapılmaktadır. Dilenci, istekte bulunduğu kişinin vicdanına, duygularına dokunan sözler kullanarak ya da tavırlar sergileyerek isteğinin gerçekleşmesine çaba gösterir. Dilencilikte, her yere ve koşula göre bir isteme tekniği vardır. Bu kişiler insan sarrafı olmuşlardır ve önüne gelenden dilenme yerine para koparabileceği gözüne kestirdiği kişilere yönelmektedirler. Aylık kazançları günümüz koşullarında son derece yüksek olup, devlet memurların büyük bir kesiminin maaşlarının üzerindedir. Geçen hafta televizyon haberlerinde dilenci bir kadının üstünden 67 adet çeyrek altın çıktığı haberi yer aldı. Dilencilerin nakit paradan başka ev, arsa, tarla gibi taşınmazların sahipleri olduğu bilinir. Bu arada günümüzde dilencilerin bundan 1-2 yıl öncesine değin saklayarak kullandıkları akıllı telefonları artık gizleme ihtiyacı duymadıklarını söylemem gerekir.

Dilencilik üstüne yapılan sosyolojik araştırma ve çalışmalar sonucunda elde edilen bilgileri özet olarak sunuyorum. Bir araştırmaya göre dilencilik 10 farklı grupta incelenmiştir. 1-Dinsel Sebeplerle Dilenmeler, 2-Dini İstismar Eden Dilenciler, 3-Göçebe Dilenciler, 4-Fiziksel Engeli Olmayan Dilenciler, 5-Sağlığı Çalışmasına Engel Olduğu İçin Dilenenler, 6-Fiziksel Engelli Dilenciler, 7-Zihinsel Engelli Dilenciler, 8-Çocuk Dilenciler, 9-Profesyonel Dilenciler, 10-Part-Time Dilenciler. Bir de bunlara “Sosyal Medya Dilencileri”ni eklemek gerek.

DİLENME GEREKÇELERİ:

1-İşsizlik/yoksulluk: İş bulamadığı, aç olduğu için dilenmek zorunda kaldığını söylemek en yaygın yöntemdir. Küçük bir iş karşılığı para teklifinde bulunulduğunda, çoğu hasta olduğu gerekçesiyle bu teklifi geri çevirmektedir.

2-Hastalık/sakatlık: Yoksulluğu nedeniyle hastalığını tedavi ettiremediğini ya da hastalığı/sakatlığı nedeniyle çalışamadığından yaşamını sürdürmek için dilenmek zorunda kaldığını söyleyenler bu gruba dahildir. Kimi dilenciler sahte hasta raporlar ya da röntgen filmlerini hasta olduklarına ilişkin inandırıcılıklarını artırmak için kullanmaktadırlar.

3-Yolda kalma: Özellikle otogar ya da tren istasyonlarında dilenenlerin başvurdukları bir yöntemdir. Genellikle temiz giysili ve iyi görünümlü bu kimseler, parasını kaybettiği ya da çaldırdığı için memleketine gidemediğini, belirterek, kendisine bilet parası verilmesini rica etmektedirler. Fakat kendilerine para verilmeyip de biletini almak istendiğinizde, bunu kabul etmeyerek parayı almaya çalışmaktadırlar. Böyle bir olayla 4 yıl önce Uzun Çarşı’da karşılaşmıştım.

DİLENME BİÇİMLERİ:

1-Doğrudan para ya da eşya isteyerek dilenme: 2-Bir hizmet karşılığında para isteyerek dilenme: Bunların çoğunluğunu tartıcılar, kağıt mendil, lokum vs satanlar ya da araba camı silenler oluşturmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu çocuklardır. Bunlar, verdiği hizmetin ya da sattığı malın karşılığı olarak para talep etmekte, para verilirken daha fazlasını isteyerek dilenme işini yapmaktadır. Geçen yıl yaşlı bir tartıcının Rıza Çerçel çay bahçesinde verilen 10 lirayı beğenmeyip daha fazlasını istediğine tanık oldum. Oysa kimse tartılmamıştı.

DİLENMENİN ARAÇLARI: Dilenciler tarafından en yaygın biçimde kullanılan dilenme yolları şunlardır:

1-Fiziksel/zihinsel özürler: Bir dilencinin fiziksel/zihinsel özürlü oluşu dilenme işini başarıyla yürütmesine önemli olanak sunmaktadır. Araştırma sırasında, kimi dilencilerin kendilerini özürlü kılmaya ya da öyle görünmeye çalıştıkları saptanmıştır. Bunun en yaygın biçimini kol ya da bacağını özürlü gibi (kırık-çıkık) göstermek ya da kötü görünümlü büyükçe bir yara oluşturmak biçimindedir.

2-Fiziksel/zihinsel özürlü birisiyle birlikte dilenmek: Kimi dilenciler fiziksel/zihinsel özürlü eşini, çocuğunu ya da bir başkasını dilenmenin aracı olarak kullanmaktadır. 2 yıl öncesine değin özellikle Ambar Yolu’nda tekerlekli sandalyedeki kardeşini gezdirerek dilenen bir kız vardı.

3-Küçük yaştaki çocukla birlikte dilenmek: Dilenciliği bir meslek edinenlerin en yaygın kullandıkları dilenme aracı çocuktur. Çocuğun yaşının küçüklüğü, insanların yardımseverlik duygularını daha kolay etkilediği için, çocuklar dilenme aracı olarak seçilmekte, eğer dilenme zamanı kış mevsimi ise çocuğa çok ince giysiler giydirilmekte ve ayakları çıplak tutulmakta, mevsim yaz ise çocuk kaldırıma, taş ya da betonun üstüne yatırılarak insanların etkilenmesi sağlanmaktadır. Yıllar önce bir tanıdığım Ankara’da karı-koca çalışan arkadaşlarının bakıcı diye tuttukları kadının onlar evden çıktıktan sonra çocuğu yanına alıp dilendiğini, bir rastlantı sonucu ailenin bir yakınının çocuğu tanımasıyla kadının foyasının meydana çıktığını anlatmıştı. Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan bir dilenme biçimi de saçları kazıtılan ve ağzına maske takılan çocuklarla dilenmedir.

4-Dinsel söylemler ve görünümler: Yardımlaşmanın dinsel öneminden faydalanan dilencilerin sözlerine dinsel bir içerik kazandırdıklarına hepimiz tanık olmuşuzdur. “Allah rızası için” ifadesi söylemin en yaygın biçimidir.  Ancak, kimi dilenciler etkiyi daha da artırmak için “çocuğunun, sevdiğinin başı için”, “sevdiklerinin sadakası için” gibi ifadeleri de yaygın olarak kullanmaktadır. Dinsel bir söylem ve görünümle dilenenler grubuna, fiziksel/zihinsel özürlü eşini/çocuğunu tekerlekli sandalyede taşıyarak ve caddelerde ilahi söyleyerek dilenenleri de dahil etmek gerekmektedir.

5-Doğa felaketlerini kullananlar: Bunlar özellikle büyük depremlerden sonra, depremde bütün mal varlığını, yakınlarının tamamını ya da bir kısmını kaybettiğini söyleyerek dilenirler. Bu dilenciler daha temiz ve düzenli görünümlü kimseler olup, genellikle evlere ya da işyerlerine giderek dilenmektedirler.

DİLENCİ TİPLERİ:

1-Dilenciliği meslek edinenler: Bunlar gerçekte yoksul olmayan, kişilerdir. Araştırma bulgularına göre, mevcut dilencilerin % 80’lere varan önemli bir kısmını dilenciliği meslek olarak seçenler oluşturmaktadır. Dilenmeyi daha çok “inşaatta çalıştım, fakat ücretimi alamadım; açım, memleketime gidemiyorum” , hastanede hastam var çıkaramıyorum” ,“ilaç almam gerekiyor, “yolda kaldım, bilet alacak param yok” gibi gerekçelere dayandırarak gerçekleştiriyorlar. Kimi bölgelerde kimi köy halkının tamamının dilencilik yaptıklarını araştırmalardan ve basındaki haberlerden biliyoruz. Nüfusunun büyük bir kısmı dilenci olan Akşehir’in G. ve Kırşehir’in K. Köyü ile Adana-Kozan T. Köyü’nde yapılan araştırmada dilencilik yapan köylüler, evleri ve eşyaları bölgedeki öteki köylere oranla son derece iyi düzeyde olduğu gibi, ayrıca çoğunun Ankara’da kiraya verdiği dairesi olduğu saptanmıştır. Kırşehir K. köylüleri arasında yurtdışında, özellikle de Almanya’da çalışanlar olduğu, bunlardan bir çoğunun Türkiye’ye izine geldiklerinde “eski günleri yad etmek için” dilenmeye gittikleri bilinmektedir. G. Köyü dilencileri dilenmek için daha çok Konya ve Afyonkarahisar’ı tercih etmekte, Afyonkarahisar’da dilenenler her sabah köy dolmuşu ile, Konya’da dilenenler ise şehirlerarası yolda otobüse binerek kent merkezine gidip akşama değin dilenip, akşam tekrar köye dönmektedirler.                                                                                                                       Dilenciliği meslek edinenler üç grupta toplanıyorlar. a-Düzenli şekilde dilenen ve yaşamını dilencilikle sürdürenler: b-Mevsimlik dilenciler: Bunlar daha çok, Ramazan ayında, dini bayramlarda, kandillerde ve Cuma günleri dilenmektedirler. c-Gezgin dilenciler: d-Organize ekipler halinde dilenenler: Bu grupta yer alanlar işlerini daha profesyonelce yapmakta ve genellikle iki kişilik ekipler halinde dilenmektedirler. İçlerinden birisi sakat rolü yapmakta ve diğeri yardımcı/bakıcı rolünü üstlenmektedir.

2- DİLENMEK İSTEMEDİĞİ HALDE, ÇOK YOKSUL VE ÇARESİZ OLDUĞU İÇİN DİLENMEK ZORUNDA KALANLAR: Bu grupta yer alan dilencileri yoksullar sınıfına dahil etmek gerekiyor. Çünkü, dilenciliği, yaşamlarını sürdürecek olanaklardan yoksun oldukları için yapıyorlar.

3- DİLENMEK İSTEMEDİĞİ HALDE, DİLENMEYE ZORLANDIĞI İÇİN DİLENENLER: Bu grupta yer alan dilenciler büyük oranda ikinci gruba dahil edilebilirler. Ancak, bunların ayırıcı özellikleri, tamamının da kadın ya da çocuk olması ve kocaları ya da babaları tarafından dilenmeye zorlanmalarıdır. Böyle bir çetenin banka hesapları incelendiğinde son 1 yıl içerisinde yaklaşık 3 milyon TL para hareketinin olduğu saplanmıştır.

Dilencilik konusunda en önemli husus çocuklardır. Dilencilik Mafyaları çocukları örgütlü olarak dilendirmeye zorlamaktadır. Çocuk Dilenciler ne yazık ki ülkemizde oldukça yaygındır. Bunları özellikle kafelerde, parklarda, alış veriş merkezlerinde, caddelerde görmekteyiz. Özellikle aileleri tarafından dilendirilen ya da yanlarında tutulan çocuklar ellerinden alınarak devlet korumasına alınmalıdır. Çünkü bir süre sonra okula gitmeyen bu çocuklar da dilenciliğe başlamaktadırlar. Yani bir süre sonra bunlar dilenciler grubuna katılmakta, suça itilmektedirler.

Gelelim sözün özüne: Bu yazıyı kaleme almamda en büyük etken Afyonkarahisar merkezindeki dilencilerdir. Bir süre önce bir arkadaşım ile telefonda konuşurken bana Uzun Çarşı’dan “adım başında yapışkan dilenci kadınları olan çarşı” diye söz etmişti. İşte bu sözden sonra ve işim nedeniyle sıklıkla gidip geldiğim caddelerdeki sürekli önüme geçen dilenciler dikkatimi çekti. Mesleğim gereği birçok ilde çalıştım. Bu ildeki dilenciler kadar örgütlü, işini disiplinle yapan, mesai saatlerini aksatmayan, korkusuzca dilenen ve oldukça yüzsüz dilencileri hiçbir yerde görmedim. Yüz fizyonomilerinden aynı köyden ya da aynı aileden oldukları anlaşılan ve tamamı kadın ve çocuklardan oluşan bu dilenciler sabah 8-9 gibi gelip akşam mevsimine göre 16-18 arasında köylerine dönmektedirler. Dilenme mekanları; Ambar Yolu, Uzun Çarşı, Bankalar Caddesi, İş Bankası önü, Ziraat Bankası önü, İkinci Yeşil Yol, Anıtpark önü, Kadınana Okulu önü ve İmaret Camii çevresidir. Dilenciler birbirlerinin bölgesine girmemektedirler. Örneğin, bunlardan şişman yaşlıca olanlarından biri sürekli Kadınana Okulu ve PTT önünde dilenmektedir. Bundan birkaç hafta önce bu kadının okul duvarında dondurma yiyen küçük bir kız çocuğundan para istediğine bizzat tanık oldum.

Kent merkezindeki büyük caddeler yanında Valilik yakını, banka önleri, Anıt Park gibi göz önündeki önemli ve kalabalık noktaları sahiplenen ve hiçbir yerde görmediğim biçimde korkusuzca dilenen bu kişilerin bu kadar rahat davranmalarını anlayamıyorum. Anlayan varsa beri gelsin.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER