İnsanlar tarafından evcilleştirilen ilk hayvan günümüzden 15.000 yıl önce, köpek olmuştur. Koyun ve keçi daha sonra yaklaşık 11.000 yıl önce evcilleştirilmiştir. Koşum takımları, eyer, kemik ve at sütü kalıntıları vs gibi arkeolojik bulgular atların evcilleştirilmesinin yaklaşık MÖ 3500-3000 yıllarında yani günümüzden yaklaşık 5.500 yıl önce Avrasya bozkırlarında Kazakistan ya da Ukrayna-Rusya bölgeleri civarında gerçekleştiğini göstermektedir. Atların evcilleştirilmesi sonrasında eyer, koşum takımları gibi yeni eşyalar ortaya çıkmıştır. Hatta ilk pantolonun da ata rahat binmek amacıyla bu dönemde icat edildiği söylenir.
At (Equus ferus caballus), atgiller (Equidae) ailesine ait otobur bir toynaklı memeli olup, erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay ve iğdiş edilmiş olanına da beygir denir. Küçük başlı, kısa kulaklı, yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Otla beslenen atlar geviş getirmezler. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup, “toynak” adını alır ve bunun üzerine basarak yürürler. At başlangıçta eti ve sütü için evcilleştirilmiş, daha sonra binek ve ulaşım amacıyla kullanılmıştır. İnsanların, savaş meydanlarında, yük taşımada, yarış ve av sporlarında yardımcısı olmuştur. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır. At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece sadıktır. En meşhur at ırkları arasında Ahal Teke, Arap, İngiliz atları başta gelir. Yaşam süresi 20 ila 30 sene civarındadır.
Milattan önce 3000 yılı civarında Mezopotamya’da ilk atlı arabalar icat edildi ve bu arabalar, özellikle Mısır’da savaşların vazgeçilmezi durumuna geldi. Dünya egemenliğine oynayan Hunlar ve Moğollar güçlerini atlardan almışlardır. Atların orduda yaygın olarak kullanılmadığı Avrupa topluluklarında ise at soylu kişilerin bineği olmuştur.
İlk çağlarda özellikle göçebe kültürü yaşayan Türkler gibi toplumlarda atlara büyük değer verilmiştir. İnsanlar yaşamlarının büyük bölümü atlarla geçirdikleri için bu hayvanlara destanlar düzmüşler, efsaneler türetmişlerdir.
Türk kültüründe at, sahibinin yakın arkadaşı ve en değerli varlığı kabul edildiği gibi at sürülerine sahip olmak varsıllığın göstergesi sayılmıştır. Türklerin sosyal yaşamlarında olduğu gibi dini inanışlarında da atın ayrı bir yeri ve önemi vardı. İnanışa göre bir batır/kahraman doğduğunda atı da onunla aynı zamanda doğardı. Bu atlar kimi zaman gökyüzünden gelir kimi zaman da bir sürü içinden çıkarlardı. Batır yaşamını kaybettiğinde atı da onunla birlikte gömülürdü. Eski Türk dini olan Şamanizm’de atlar, şamanların hem binek hem de kurbanlık hayvanlarıdır. Şaman gökyüzüne çıkacağı zaman ata binerdi. Ayrıca at yardımıyla yeraltına inebildikleri için at aynı zamanda ölümün de simgesi olmuştur.
İnsanların en büyük dost ve yardımcılarından olan atların arasında sayılan ve tarihte iz bırakan efsanevi atların kimileri şunlardır:
Sakarya: Atatürk’ün Sakarya Meydan Savaşı’nda bindiği ve Atatürk’ün çok sevdiği iki atından birisidir. Adını Sakarya Meydan Savaşı’ndan almıştır. Ankara Ulus Meydanı’ndaki ünlü Zafer Anıtı’nda Atatürk’ün üzerinde bulunduğu at, Sakarya’dır.
Çankaya: Atatürk’ün savaş yıllarında bindiği ve kendi tavlalarında yetiştirdiği İngiliz tayı olan atıdır.
Bukefalos: Büyük İskender’in efsanevi atı. Sadece İskender’in evcilleştirebildiği bu at savaşlarda onun yanından hiç ayrılmamış ve sadakatiyle bilinmiştir. Hindistan seferinde ölen Bukefalos için İskender Bukefalya kentini kurmuştur.
Incitatus: Roma İmparatoru Kaligula’nın çok sevdiği ve hatta senatör yaptığı iddia edilen atı. Kaligula, atına oturması için bir ev vermiş, ihtiyaçları için 18 seyis görevlendirmiştir. Atın yemliği fildişinden, ahırı mermerden, gerdanlığı ise değerli taşlardandı.
Marengo: Napolyon Bonapart’ın ünlü beyaz Arap atı. Birçok seferde Napolyon’u taşıyan bu at Waterloo Savaşı’nda İngilizler tarafından ele geçirilmiştir. Bu atın iskeleti günümüzde İngiltere Ulusal Ordu Müzesi’nde sergilenmektedir.
Comanche: Little Bighorn Savaşı’nda hayatta kalan tek Amerikan süvari atı olarak bilinir ve gazi unvanı almıştır. Ünlü olmasının nedeni savaş alanında üç gün sonra bulunan tek canlı olmasıydı.
Baba Kuruş ve Baba Sa’d: Türkiye atçılık tarihinde 1932 yılında Atatürk’ün talimatıyla getirilen ve günümüz Türk yarış atlarının atası sayılan efsanevi aygırlar. Bu gerçek atlar dışında mitolojik ve destanlara konu olan atlarda vardır.
Örneğin, Tulpar Kırgızların Manas destanında geçer. Tulpar beyaz ya da siyah tek renktirler. Rüzgardan bile hızlı koşarlar. Gösterişli kanatları vardır. Kanatlarını sadece geceleri ya da aşılmaz denilen zor engelleri geçmek için kullanırlar.
Pegasus: Klasik mitolojiye göre Medusa’nın kanından doğan, kanatlı, beyaz at. Kahraman Bellerophon’un yoldaşıdır ve Zeus’a yıldırımlar taşıyarak ölümsüzleşmiştir.
Sleipnir: İskandinav mitolojisinde Odin’in bindiği, sekiz bacaklı, efsanevi gri at. Dünyanın en hızlı atı olarak bilinirdi.
Unikorn: Tek boynuzlu at. Genellikle Avrupa mitolojisinde saflığı ve gücü simgeleyen, alnında spiral boynuz bulunan beyaz attır. Günümüzde oyuncakları yapılmıştır.
Düldül: Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’ye hediye edilen efsanevi at.
Burak: Katırdan küçük, merkepten büyük, beyaz bir binektir. Hz. Muhammed’i Miraç gecesi Allah katına Burak’ın taşıdığına inanılır. Fakat at olduğu hakkında kesin bir söylem olmadığından genellikle binek olarak adlandırılmaktadır.
Kanthaka: Buda’nın atı hatta can yoldaşıydı. Bu kır donlu atın, Buda ile aynı günde doğduğu söylenir. Dünyayı terk etmek için babasının sarayından ayrılan Buda Kanthaka ile yola çıktı. Buda Anoma nehrini geçerken Kanthaka’yı nehrin öteki tarafında bıraktı. Gözden kaybolana değin sahibine bakan Kanthaka üzüntüden öldü.
Zarif ve estetik görünümleriyle, duygusal yapıları sayesinde zor durumlarda bile sahibini terk etmeyen; her zaman en yakın dost olan ve insanlara hizmet eden hayvanların başında gelen atlar, günümüzde de bu özelliklerini sürdürmektedir.
































YORUMLAR