Bugün mitolojik öykü değil de yaşanmış 1900 yıllık bir antik Anadolu öyküsünü anlatalım. Yüzyıllar boyunca Anadolu topraklarında çok sayıda bilge ve filozof yetişmiştir. Bunların en büyük özellikleri bilimsellikleri yanında korkusuzlukları ve kula kul olmalarıdır. Onların gözünde imparator ya da kralların hatta o dönemin inanışındaki tanrıların sade vatandaştan farkları yoktur. O nedenle fikirlerini korkusuzca savunmuşlar kimseye boyun eğmemişlerdir. Bu bilgelerden biri Marcus Antonius Polemon’dur.
Laodikyalı Polemon ya da Smyrnalı Polemon olarak bilinen Marcus Antonius Polemon öteki adıyla Antonius Polemon MS 88 yılında Frigyadaki Laodikya (Denizli-Pamukkale- Eskihisar) kentinde doğdu. Polemon, sadece çok varlıklı bir ailenin bireyi değil aynı zamanda sofist bir geleneğin de varisiydi. Bilinen ilk atası Zenon’un bir hatip olmasının yanı sıra, ataları arasında başka sofistler vardı. Polemon, Smyrna’da (İzmir) döneminin en seçkin Anadolulu hatiplerinden dersler aldı. Bunlar arasında ikinci yüzyılın en güçlü hatibi sofist Scopelianus, Timocrates ile Dio Chrysostomus (altınağızlı) sayılır.
Anadolulu ünlü sofist ve bir hitabet ustası Polemon; İmparator Hadrianus zamanında hayatını sürdürdüğü Laodikya’da açtığı, Anadolu’nun ilk Diksiyon ve Hitabet (Güzel Konuşma Sanatı) Okulu ile tanınmıştır. Ayrıca Fizyognomi (yüz ve beden okuma sanatı) adını taşıyan eseri ile ünlenmiştir.
Polemon her ne kadar pagan bir yazar olarak bilinirse de MS 4. yy. sonlarında bile Hıristiyan yazarların esinlendikleri bir kişilik olmuştur.
Polemon mizah anlayışı yüksek bir sofistti. Söylentilere göre, ölüm kalım savaşına çıkacak bir gladyatörün çok terlediğini görünce “sanki bir söylev verecek kadar büyük bir endişeye kapılmışsın.” demiştir. Smyrna’da düzenlenen bir olimpiyat oyununda,bir trajedi oyuncusunun, “O Zeus” dediği zaman yeri gösterdiğini, “ve yer” dediği zaman gökyüzünü işaret ettiğini görünce, “bu adam eliyle görgüsüzlük yapıyor.” diyerek, oyunun başkanı olarak onu elemiştir.
Polemon’un bilgelik dolu yaşamı ellili yaşlarının başında yakalandığı gut hastalığından dolayı kesintilere uğradı. MS 144 yılında 56 yaşındayken Laodikya’ya getirilen Polemon, atalarının mezarlarının bulunduğu Suriye Kapısı yakınlarında kendisine bir mezar hazırlatarak dostlarının ve ailesinin gözleri önünde bir sabah erken saatlerde kendisini buraya kapattırdı. Etrafındaki mezarcılara “çabuk çabuk olun örtün üstümü. Güneş sessizliğe büründüğümü görmesin.” diye çıkıştığı ve mezarın son deliği kapatılırken, son sözünün “bana bir beden verin, bir söylev vereceğim.” olduğu ertesi yüzyılda bile unutulmamıştı.

Laodikyalı Polemon’un mermer büstü Sikke üzerinde Antoninus Pius portresi
Polemon ile ilgili yaşanmış bir olayın Roma imparatoru Hadrianus’un anılarında yer alması onun ne denli önemli bir kişilik olduğunun göstergesidir.
Polemon Smyrna’da (İzmir) görkemli çok güzel bir ev edinmişti. Çok sık olmasa da ara sıra gidip kaldığı bu ev adeta bir kral sarayına benziyordu. Roma İmparatoru Antoninus Pius, henüz Anadolu valisi iken, Smyrna’ya gelişinde kalacak yer aranırken Polemon’un o sıralarda boş olan bu güzel evine ona haber verilmeden yerleşmişti ya da yerleştirilmişti. Çünkü bu ev imparatora yaraşır türden bir ev idi.
Antoninus Pius’un eve yerleşmesinden kısa süre sonra her nasılsa bir gece ansızın Smyrna’daki evine gelen Polemon, evinde ışıkların yandığını, dolayısıyla birilerinin kaldığını anlayınca çok öfkelenir. Bağırıp çağırarak ortalığı ayağa kaldırır. Kendisine evde oturanın Anadolu valisi ve gelecekteki Roma imparatoru olduğu söylendiğinde daha çok sinirlenerek valinin yanına giderek yüksek sesle hemen evini terk etmesini ve gidip kendisine kalacak başka bir yer bulmasını söyler. Kısacası gecenin bir yarısında valiyi sokağa atar.
Antoninus Pius, bu olayı unutmaz. MS 138 yılında İmparator olduktan sonra Polemon’u Roma’ya davet eder. İmparatorluk sarayında büyük bir konukseverlik göstererek gerektiği gibi ağırlar. Yemek sırasında bir ara yanındakilere dönerek herkesin duyacağı bir biçimde yüksek sesle şöyle der. “Değerli konuğum Polemon’a bu gece sarayımda kapı dışarı edilmeyeceği güzel bir yer bulun. Sokaklarda kalmasın.”
Bu sözleri normal bir emir sanan sofradakilerden hiç kimse bir şey anlamaz ama Polemon, imparatorun geçmişte yaşadığı olay sonucu gece yarısı sokağa atılmasını unutmadığını ve bundan oldukça etkilendiğini anlamakta gecikmez.
































YORUMLAR