Türkiye, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru adım adım ilerlerken siyaset kulisleri her geçen gün daha da hareketleniyor. Son günlerde en çok konuşulan başlıklardan biri ise CHP’de yaşanan gelişmeler ve yeni parti iddiaları. Mutlak butlan kararı sonrasında siyaset kulislerinde, Özgür Özel’in yeni bir siyasi oluşuma öncülük edebileceği yönündeki iddialar gündeme geldi. Yeni partinin Temmuz ayı içinde açıklanabileceği konuşuluyor. Henüz resmiyet kazanmamış olsa da böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde en büyük etkinin muhalefet cephesinde hissedileceği açık.
Türkiye’de seçimler yalnızca oy almakla değil, oyları bir arada tutabilmekle de kazanılıyor. Aynı seçmen kitlesine hitap eden iki partinin yarışması ise kaçınılmaz olarak oyların bölünmesine neden olabilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla birlikte muhalefetin kendi içinde yaşayacağı olası bir ayrışma, iktidarın elini güçlendirecek bir tablo ortaya çıkarabilir. Siyasi tarihte bunun birçok örneği yaşandı. Seçmen, özellikle kritik seçim dönemlerinde dağınıklığa değil, birlik görüntüsüne önem veriyor.
Siyasette bazen seçimleri kazandıran en önemli unsur, güçlü bir söylemden çok ortak hareket edebilme iradesi oluyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi kritik süreçlerde seçmenin beklentisi, alternatiflerin çoğalmasından ziyade güven veren bir birliktelik tablosu oluyor. Muhalefet cephesinde yaşanabilecek her yeni ayrışmanın yalnızca parti yönetimlerini değil, sandığa gidecek seçmenin tercihlerini de doğrudan etkileyeceği değerlendiriliyor.
Özgür Özel’in, CHP Genel Başkanlığı görevini yürüttüğü süreçte partisinden ayrılarak başka partilere geçen belediye başkanlarını eleştirmek yerine, yaşanan bu sürecin nedenlerini parti yönetimi açısından da değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde farklı partilere geçen belediye başkanlarının sayısının dikkat çekici seviyeye ulaşması, parti içerisinde bazı sorunların bulunduğuna yönelik yorumları da beraberinde getirdi. Buna rağmen Özel’in bu ayrılıkları “çürükleri partinin içinden ayıklıyoruz” sözleriyle değerlendirmesi, kamuoyunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu.
Mutlak butlan kararının ardından CHP’de yaşanan gelişmeler ise parti içerisindeki belirsizliği daha da artırdı. Sürecin parti yönetimi ve teşkilatları üzerinde ciddi bir tartışma ortamı oluşturduğu görülüyor. Benim değerlendirmeme göre CHP’de yaşanan bu iç çekişmeler, partinin kamuoyu önündeki birlik görüntüsünü zedeleyen bir tablo ortaya çıkardı. Önümüzdeki dönemde bu sürecin nasıl sonuçlanacağı hem CHP’nin hem de Türk siyasetinin geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Bu gelişmeler yalnızca Ankara siyasetini değil, yerel siyaseti de yakından ilgilendiriyor. Afyonkarahisar’da son dönemde en çok tartışılan isimlerden biri olan Belediye Başkanı Burcu Köksal da bu denklem içerisinde değerlendiriliyor. Siyasi kulislerde uzun süredir farklı iddialar konuşulurken, benim değerlendirmeme göre Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçmesi hem kendi siyasi geleceği hem de şehrin önünü açacak en doğru adımlardan biri oldu. Yerel yönetimlerde merkezi hükümetle kurulacak güçlü diyalog, yatırımların hızlanması, bürokratik süreçlerin kolaylaşması ve Afyonkarahisar’ın ihtiyaç duyduğu projelerin daha kısa sürede hayata geçirilmesi açısından önemli avantajlar sağlayabilir.
Önümüzdeki süreçte iddiaların ne ölçüde gerçeğe dönüşeceğini zaman gösterecek. Ancak bugünden görünen tablo, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapısının aralandığı yönünde. Seçmenin vereceği karar kadar siyasi partilerin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği de seçim sonuçlarını belirleyecek en önemli etkenlerden biri olacak. Özellikle muhalefetin kendi içerisinde sergileyeceği birlik ya da ayrışma görüntüsü, yalnızca kendi geleceğini değil, Türkiye’nin siyasi dengelerini de doğrudan etkileyecek.
































YORUMLAR