Ana Sayfa Arama Video
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet Semih Tulay
Ahmet Semih Tulay

ATİNALI ALKİBİADES

“Kimi insanlar yaşamlarında doymak bilmeyen bir iktidar hırsı, gösteriş ve ünlü olma hevesiyle yaşarlar ve de kimi zaman bu aşırı istekleri onların sonu olur. Bu öykü böyle birine aittir. Öykünün kahramanı Atinalı devlet adamı ve komutan Alkibiades’tir.

MÖ 404 yılı idi. Frigya kentlerinden Synnada ile Metropolis arasında yer alan Melissa Köyü’nde bir süredir önemli bir konuk vardı. Atinalı Alkibiades fırtınalı yaşamına şimdilik burada sakince devam ediyor ve köyün en güzel kadınlarından Thimandra ile birlikte yaşıyordu. Ne var ki onun bu durgun yaşantısı çok uzun sürmedi. Bir gece sessizce Melissa Köyü’ne gelen Pers satrabı Pharnabazos’un askerleri Alkibiades’in evinin çevresini kuşattılar. Sonra birkaçı ellerindeki meşalelerle evi dört bir köşesinden tutuşturup hızla az ötede bekleyen arkadaşlarının yanına koşturup yerlerini aldılar. Çevresine konan kuru odun ve çalılar kısa sürede evi tutuşturmuştu. Askerler ellerinde ok ve yayları, uzun mızrakları ile tüm dikkatlerini evin kapısına vermiş olarak başlarındaki komutanlarından gelecek buyruğu bekliyorlardı. Alevlerin yükselmesi ile yanan evin kapısından yarı çıplak bir erkek elinde kılıcı ile fırladı. Çevresine bakındı hiç kimse yoktu. Ötedeki askerleri karanlık nedeniyle geç gördüğünde onlara doğru hamle yaptı ama daha on, on beş adım atamadan Persli komutanın  “haydi şimdi fırlatın!” komutuyla üzerine ok ve mızrak yağmaya başladı. Askerler Alkibiades’in karşısına çıkıp teke tek dövüşmeyi göze alamadıkları için onu uzaktan ok ve mızrak yağmuruna tutmuşlardı. Alkibiades oracıkta yığılıp kaldı. Yetmezmiş gibi askerler cansız bedenine de bir süre ok ve mızrak atmaya devam ettiler. Genç adamın ardından koşan genç kadının acı bağırışları gecenin sessizliğini bölüyor, ortalığı inletiyordu. Bağırışları duyan köylüler evlerinden çıkıp o yöne doğru koştular. Evin az ötesinde Thimandra’nın giysilerini üzerine örttüğü öldürülmüş kanlar içindeki erkeğine sarılarak ağlayıp feryat ettiğini ve köyden hızla uzaklaşan Pers askerlerini gördüler.

Uzun süredir bu köyde konuk olan Atinalı devlet adamı ve komutan Alkibiades Spartalı Lysander’in entrikaları ve kışkırtmaları sonucu Pers satrabı Pharnabazos’un askerleri tarafından öldürülmüş, Atina’dan Frigya’nın bir köyü olan Melissa’ya uzanan kırk altı yıllık kısa bir yaşam böylelikle sona ermişti. Daha sonraları Melissa Köy’ü yakınlarında Alkibiades için görkemli bir mezar yaptırıldı.”

Alkibiades

Yukarıda anlatılan öykü 2020 yılında 16. baskısı yapılan “Egenin Antik Öyküleri” kitabımdan alınmadır. Bu öykü mitolojik ya da uydurulmuş bir öykü değil, gerçek yaşanmış tarihi bir öyküdür. Bunu neden anlattığıma gelince; Afyonkarahisar için zaman zaman “kültürün başkenti” deyimini kullanıyorum. Bunu ilk kez 2018 yılında “Beldemiz” dergisine verdiğim bir röportajda kullanmıştım. Afyonkarahisar ili gerçekten de barındığı arkeolojik, tarihsel ve kültürel değerleriyle bir kültür başkentidir. Anadolu gibi Afyonkarahisar’ın da her karış toprağında tarih yatmaktadır ama kaç Afyonkarahisarlı bunun farkındadır? Zaman zaman yazılarımda dile getirdiğim gibi bu kentte kültürel değerlere karşı bir duyarsızlık vardır. Oysa kimi değerler tam olarak önemsense kentin çehresi değişir, en azından turizm değeri daha da artar. Örneğin, Dinarlı müzisyen Marsyas, fabl yazarı Emirdağlı Ezop, Sandıklılı Aziz Aberkios’un kentin turizmine önemli katkıda bulunacağına inanıyorum. Bunlara benzer değerlerden birisi yukarıda öyküsü anlatılan Afyonkarahisar topraklarında yatan antik çağın büyük komutan Atinalı Alkibiades’tir.

General ve siyasetçi Alkibiades MÖ 450Atina’da doğdu. Babası Kleinias, annesi ise Deinomakhe’dir. Soylu ve varlıklı bir aileden gelen Alkibiades, babası Atina ordusu komutanı iken MÖ 447 ya da 446 yılında Boeotia’daki Koronea’da öldürüldüğünde henüz 3 yaşında küçük bir çocuktu. Çocukluğunda akrabası olan devlet adamı Perikles’in himayesinde büyüdü ve filozof Sokrates’in yakın çevresinde bulundu, ondan derinlemesine etkilendi. Alkibiades son derece yakışıklı ve zekiydi, ancak aynı zamanda müsrif, sorumsuz ve bencil biriydi. Genç yaşta demagog (halk lideri) oldu. Peloponez Savaşı’nda Atina donanmasının başında yer aldı. MÖ 415 yılında yapılan ve Atinalıların, kötü bir yenilgiye uğradıkları Sicilya Seferi’ne ikna etti. Ancak yola çıkmadan önce skandallara karıştı ve düşmanları tarafından suçlanınca Sparta’ya kaçmak zorunda kaldı. Sparta’da iken Atina’ya karşı önerilerde bulundu yani ihanet etti. Daha sonra Perslere sığındı ve en sonunda tekrar Atina tarafına geçerek donanma komutanlığı yaptı.

Notium Savaşı yenilgisinden sorumlu tutularak tekrar sürgüne gönderildi ve sonunda Frigya’da Pers egemenliğindeki topraklarda iken Spartalılar, Persler ile bir anlaşma yaparak Alkibiades’in öldürülmesini istediler. Pers satrabı da onu bir kadının yanında iken evini ateşe verdirerek öldürttü.

Synnada (Şuhut) ile Metropolis (Dinar-Tatarlı) arasında yer alan Melissa (Balçıkhisar) Köyü’ndeki Alkibiades’in mezarı yıllar sonra Roma imparatoru Hadrianus tarafından MS 129 yılındaki Anadolu gezisinde ziyaret edildi. İmparatorun bu mezar için mermerden bir heykel yaptırarak her yıl orada kurban kesilmesini buyruğunu verdiği bilinir. Yıllar boyunca ziyaret edilen mezarın günümüzde yeri tam olarak belli değildir. Günümüzden 2430 yıl önce bu topraklarda yaşamını yitiren Alkibiades ciddi olarak ele alınacak olursa Afyonkarahisar’da turizm değerlerinden biri olabilir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER