Antikçağın insanı doğadaki birtakım olayları açıklamak ya da dikkatini çeken canlıların kimi özellikleri için mitolojik öyküler uydurmuştur. Bunlar dilden dile söylenerek günümüze değin gelmişlerdir. Anadolu’nun mitolojik öyküleri bu toprakların kültürel zenginliklerinin başında gelir. Bu yazımızda Anadolu’da çeşitli kuşlar için söylene gelen en az 2500 yıllık mitolojik bir öyküyü anlatacağım.
Milet kentinden (Aydın-Didim-Balat) Pandareos’un kızı Aedon, araba yapımcısı Polytekhnos ile evliydi. Kocasıyla birlikte Kolophon’da (İzmir-Değirmendere) mutlu bir yaşam sürerlerken bir oğulları olur ve adını İtys koyarlar. Doğan çocuklarından ve aile mutluluklarından öyle bir büyüklenme duygusuna kapılırlar ki; sağda solda gök tanrısı Zeus ve karısı Hera’dan daha çok mutlu olduklarını, kendi mutluluklarıyla hiç kimsenin, hatta tanrıların bile boy ölçüşemeyeceğini söylemeye başlarlar. Bu söylemlerinden çok rahatsız olan Hera, kavga ve arabozuculuk tanrıçası Eris’i görevlendirip bu kendini bilmez, densiz karı kocanın aralarını bozarak birbirlerine düşürmesini ister. Arabozucu tanrıça Eris için bundan kolay ne vardır ki, onun işi ara bozmak kötülük çıkarmaktır zaten. Hera’nın istediğini büyük bir sevinçle yerine getirmek için hemen işe koyulur. Varıp Aedon ile Polytekhnos’un yanlarına gider. İkisine de ellerindeki bir işi kimin daha çabuk bitirebileceğini sorar. Adam da kadın da her birisi kendi elinin daha çabuk olduğunu söyleyince Eris, “haydi o zaman yarışın bakalım. Ben de hakem olayım. Yarışmanın sonunda yenilen yenene bir hizmetçi armağan etsin.” der. Her ikisi de bu öneriyi sevinerek kabul ederler. Eris görevini yapmış, durduk yerde karı kocayı birbirlerine düşürerek ellerindeki işi kimin daha çabuk bitireceği konusunda iddiaya tutuşturmuştur. Eh gerisi nasıl olsa gelecektir. Ellerini ovuşturarak yarışmayı başlatır.

Dokuma tezgahı. vazo resmi, MÖ 550-530
Erkek araba yapmaya, kadın kumaş dokumaya başlar. Aslında her ikisi de işlerinde eli çabuk ve ustadırlar amma yarışmayı zeka tanrıçası Athena’nın yardımıyla kadın kazanır. Yarışmayı kaybeden Polytekhnos, karısına bir hizmetçi almak için Milet kentine doğru yola koyulur. Yenilgiyi bir türlü kabullenememekte ve karısından nasıl bir öç alması gerektiğini yol boyunca düşünmektedir. Aklına gelen kötü bir düşünceyi uygulamaya koymak için niyetini bozar. Kendisini yenen karısından bu şekilde iyi bir öç almış olacaktır. Milet’e gidince orada oturan Aedon’un kız kardeşi Khelidon’u kandırır, yola çıkarlar. Kötü yürekli adam yolda kıza zorla sahip olur. Sonra dilini ve saçlarını keserek onu köle kılığına sokar ve kız kardeşine hiçbir şey anlatmamasını, yoksa ikisini de öldüreceğini söyler. Eve geldiklerinde karısına kız kardeşini yarışmada kazandığı köle diye verir. Kız kardeşini uzun yıllar görmeyen kadın onu tanıyamaz, başka biri sanır. Aedon çok mutludur; hem yarışmayı kazanmış, hem de kendisine yardım edecek bir kölesi olmuştur artık.
Bir gün Khelidon’u bir pınarın başında kendi kendine mırıldanıp ağlarken gören Aedon neden ağladığını sorar. Kız işaretlerle başından geçenleri anlatınca Aedon, kendisine köle diye getirilenin kız kardeşi olduğunu anlar. Kocasından öç almak için kardeşiyle planlar yapmaya başlarlar. Sonunda kötülük tanrıçası Eris’in de kışkırtmasıyla biricik çocukları günahsız İtys’i öldürerek, pişirir ve kocasına yedirdikten sonra kardeşiyle birlikte baba yurdu Milet’e kaçarlar. Adam önce olanlardan bir şey anlamaz ama kısa bir süre sonra komşularından birinden işin gerçeğini ve kendisine yemek diye sunulanın kendi çocuğu olduğunu öğrenir. İki kardeşi öldürmek üzere Milet’e gider ama düşüncesini gerçekleştiremeden Pandareos’un adamları onu yakalayıp bağlarlar ve ceza olarak çıplak bedenine bal sürüp bir çayıra bırakırlar. Sıcak yaz günü kızgın güneşin altındaki adamın bedenindeki tatlı yiyeceğe böcek, sinek ne kadar haşerat varsa hepsi üşüşür. Onun çok acı çektiğini gören Aedon dayanamaz haşeratı kovmaya başlar. Buna çok sinirlenen babası ve kardeşleri tam adamı öldüreceklerken Zeus araya girer. Aedon’u bülbül, kız kardeşi Khelidon’u ise kırlangıca çevirir. Ardından Aedon’un babası Pandareos deniz kartalı, annesi Harmothoe bahrikuşu, Polytekhnos yeşil ağaçkakan, Aedon’un erkek kardeşi Amphion çavuşkuşu olurlar. Derler ki; bülbülün acıklı ötüşü, kırlangıcın çılgın biçimde uçuşu o zamanlardan kalmadır. Tanrıça Artemis’e çok yakardığı için kırlangıç hep insanların olduğu yerde ve onlara yakın bir kuş olmuştur.
Kırlangıç için Anadolu’da anlatılan bir sözü hatırlatarak yazımızı sonlandıralım. Kırlangıca sormuşlar “neden düz uçmuyorsun da inişli çıkışlı ve hızlı uçuyorsun?” Kırlangıç şöyle yanıt vermiş. “Belaların, kötülüklerin altından üstünden geçip onlara bulaşmamak için.” Kalın sağlıcakla.
































YORUMLAR